Seamus Siddeley

aka isidat

Yayınevi Kurmak

Mart4

Özellikle özel sektörde çalışmaya karşı olduğumu belirttiğim ve gelecekte midemin yeterli kısmını doldurmak için aradığım alternatif yolları paylaştığım  kategori olan Business’a yeni bir yazı daha. Bu sefer ki fikrim bir yayınevi açmak. Evet; mühendislik okumuş biri için yayınevi açmak tecrübe, sermaye, girişimcilik gerektiren önemli bir mesele. Kime bu fikri açtıysam “Ee, o kadar bilgisayar okudun, boşa mıydı yani?” gibisinden tepkiler aldım. Ancak bilgisayar okumanın sonrasında çalışılacak iş yelpazesini yalnızca bilgisayar işleriyle sınırlamak bana doğru gelmiyor. Eğer kişi kendini mutlu hissettiği ne iş varsa onu yapmalı. Mutlu olunmayan işten hayır gelmez, der susarım. Ancak sıradan bir yayınevinin yaptığı kartvizit, davetiye, broşür basmanın yanında çok büyük projeleri hayata geçirmek istiyorum.

İlki geçende de bahsettiğim özelleşmiş gazete olayı. Sadece bu proje bir medya patronu olmam için yeterli sanıyorum. Özetle yapacağım iş, insanlara kendi istedikleri kaynaklardan derlenmiş bir gazete basıp sabahın erken saatlerinde evlerinin kapısına bırakmak. Bence bu olay bildiğimiz gazete denen şeyi tarihten siler. İnsanın kendi istediği şey varken neden başkasının ona sunduğu şeyi okusun? Evet, maliyetinin ve uğraşının daha fazla olacağını, imkansıza yakın zorlukta bir iş olduğunu kabul ediyorum ama bu konuda her zaman iyimserim. Başarısızlığa uğrayabileceğim tek etkenin fikrimin kapılıp başkaları tarafından uygulanması. O yüzden şahit olun, biri çıkıp bunu yaparsa ona “Hoop, bu Mr. Seamus’un fikriydi!” deyiverin.

Yayınevi kurduğum zaman uygulamayı düşündüğüm ikinci önemli proje ise “Blog Kitapçılığı” (© isidat). Blog kitapçılığı denen hadise de bildiğimiz blogları kitaba basıp satma işi. Netten beleşe okumak varken neden kitaba basalım? Bir, insan olduğumuz için her zaman nette olmuyoruz (İETT’de, koridorda birini beklerken…); iki, krem rengi kağıttan (kitaptan) okumanın zevkini gözü yoran monitör ekranı veremiyor. Öyleyse kitaba basılabilecek kalitedeki blogları derleyip basacaksın, ver edeceksin kitapçılara. İnsanların kafasında ilginç bir imaj bırakmak için her birinin kapağına “Blog kitabı” olduğunu belirten janjanlı, logomsu, grafikimsi bir şey koyacaksın, sonra al sana satış patlamaları, baskı üstüne baskılar…

Önem sırasına göre sıralayacak olursam yayınevi açmamda ki üçüncü sebep “İlginçlikler Kitabı” basmak. Devir ilginçlikler devri, ilgincin her çeşidi makbul bu zamanlarda (bkz: Cahillikler Kitabı). Benimkisinin formatı biraz daha farklı. Kitapta, bilimin henüz cevap getiremediği konulara değineceğim.  UFO’lar, komplo teorileri, paradokslar, aynı boyutu olmasa da aynı yeri paylaştığımız canlılar, zamanda yolculuk, ışınlanma gibi konuların yanında; gelecekle ilgili bilimkurgumsu yargılarımı da belli kaynaklara dayandırıp insanlara empoze etmeyi düşündüğüm bir kitap. Bu konulara çok ilgiliyim ve zaman buldukça haklarında okurum. Ancak tabiki kitap yazacak seviyede değilim. Olur da ilk iki maddede başarıya ulaşırsam bu madde üzerinde çalışmalara da başlayacağım.

Henüz başlamamış olsam da bir bitirme projemin var olması gerçeği bu hedeflerin yaza uzamasına sebep olacak. Belki de yaza kadar kafama başka iş fikirleri gelecek. Ama yok yok, bu fikir en güzeli. Üçünde de başarılı olma ihtimalim çok az ama ya tutarsa?

“Yayınevi Kurmak”

10 Yorum
  1. 5 Mart 2009 saat 09:01 vali diyor ki:

    Her ne kadar kitabın,kağıdın yerini tutmasa da artık mobil cihazların gelişen teknolojiyle her an internet bağlantısına sahip olduklarını düşünürsek , satış potansiyelinde düşme ihtimali var,özellikle de blog kitabında.

    Ama “Mutlu olunmayan işten hayır gelmez” +rep

  2. 5 Mart 2009 saat 17:55 Furkan Turan diyor ki:

    Gazete olayını birkaç arkadaşımla konuştum, beğendiler. Yapmak istesen nasıl yaparsın dedim, çoğundan cavap alamadım, birinden ise imkansız cevabını aldım. Çok beğenildiği halde yapılamaz dendiğine göre, yapılması çok güzel olur diye bir sonuca vardım.

    Yine de tutar veya tutmaz diye birşey diyemem.

  3. 5 Mart 2009 saat 19:01 Seamus Siddeley diyor ki:

    Kafamda işin tekniğini (yazılım kısmı) oluşturdum ama işin resmi kısımları hakkında oldukça tecrübesizim. Uzaktan bakınca imkansız gibi gözüküyor ama değil bence.

  4. 1 Mayıs 2009 saat 16:57 Murat ALTAY diyor ki:

    Yayınevi kurmak ciddi anlamda bir sermaye istiyor. Bunun altyapısını muhakkak düşünüp değerlendirmişsinizdir. Bu sayfayı, “kitabımın basımı için destek verebilecek bir yayınevi bulabilir miyim” diye google’a danışırken tesadüfen buldum. Bilgisayar alanında (Vista hakkında) bir kitap yazdım. Bunun dışında da kişisel gelişim üzerine bir kitap hazırlıyorum. Ayrıca blog yazılarının derlenmesi fikri de ilgimi çekenlerden. Özetle, şu an bir arayış içindeyim ve bu saydıklarımın tümünde olmasa bile, bir şekilde ürettiklerimle bu projenizde yer alabilirim diye düşünüyorum. Konu hakkındaki gelişmeleri (olursa) bildirirseniz sevinirim.

  5. 24 Temmuz 2009 saat 23:31 erkan sevim diyor ki:

    Merhaba ,
    yayınevi konusunu ben de araştırıyorum şu an.bir gelişöme olursa bildirirseniz sevinirim.

    Ayrıca fikirleriniz ilgimi çekti.

    sitemizi inceleyip dergimize (TÜRK OTAĞ) yazı yazarsanız sevinirim.

  6. 6 Ekim 2009 saat 20:12 Altan AKAR diyor ki:

    Hiç “bir yolu olmalı” deyip de beyninizin kenetlendiğini hissettiğini oldu mu?
    Yaratıcı Düşünmek işin esası…Yaratıcı; yani özgün her fikrin hemen projeye geçmesi mümkün olmayabilir.Ancak hemen mümkün olanları fırsat halinde flash fikir olarak zihnimizde parlar, adrenalin sarsıntı yaşar, beden harekete geçer, zamanla ekip oluşur ve İlk Kıvılcım çakılır.Bu tatlı ateş dünyanın neresine, gelecek onyılların neresine kadar uzanırsa…
    Her gün gelişen bir beyne sahip olmalıyız.Sözle olmaz bu.Beyin egzersizleri var.
    Mesela şunu yapın:HER GÜN İMKANSIZ 5 ŞEY DÜŞÜNÜN VE YAZIN…Saçma şeyler gelebilir aklıınıza ama imkanlı olduğunu ve sebeplerini yazın.Beyin kaslarınız uykudan uyanacak, ilk günler başınız ağrıyacak ama bu na değecek.
    Bı kadar mı?
    Elbette hayır!
    Buna ilaveten hergün hitabet çalışmak(sözel zeka), çok okumak, cesaret ve özgüven hormonlarını harekete geçirici dahilerin yaşam öykülerini okumak… olabilir.
    Ayrıca Alfa duzey seviyesine inip zihinsel yönden gevşeyip bilinçaltının muazzam potansiyeliyle sıkışmak..Yani self-hipnoz uygulamak.
    Ülkemiz çok güzel…herşeye rağmen.Gelin bir dahi beyinler klübü kuralım.Birbirimizle destekleşelim.
    Ben bu sayfadan çok şey öğrendim.
    Herkese teşekkürler arkadaşlar…

  7. 3 Şubat 2010 saat 12:22 Samet Özdem diyor ki:

    öncelikle merhabalar,
    yazıyı okudum ancak bu devirde herkesin kitap aldığı söylenemez,bilgisiyarlar oldukça ileri kapasitelerdi birde internet geldi çocuklar kitapları unuttular.Kitap satışı olursada bir öğretmenin yönergesi yada dershanelerin kitaplarını yazmak(sanırım dershanae hocaları yapıyor),Hikaye kitabları bunlardan kazanılabilir.
    bir öğretmenin yönergesi için öğretmenin bilip sevmesi gerekir.Hikaye kitaplarında ise ilgi çekici olması laızmki satılsn.
    Teşekürler.

  8. 13 Nisan 2010 saat 18:56 deniz diyor ki:

    bence fikirlerin şahane. oldukça yaratıcı ve gerçekleşmesi mümkün hayaller bunlar. bi elemana ihtiyacın olursa bana ulaşabilirsin seve seve yardımcı olurum :D

  9. 13 Nisan 2010 saat 19:05 Seamus Siddeley diyor ki:

    teşekkürler :)

  10. 16 Mayıs 2010 saat 02:24 mert diyor ki:

    bence o özelleşmiş gazete işinin patentini al sonra çok pişman olabilirsin

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz:

Spam protection by WP Captcha-Free



 

Sosyalizm & isidat

Web Sitelerim
Official Logo
Translate
Takipteyim
Sertalp Bilal Mühendis-i Geyik E-Miray bilinçsiz 00100100 Umut Sarıkaya BLOGobik Fikir Bulutu İbrahim Nergiz Esidat Saçsız Kral ŞMVD Malın Gözü
-->

BenimFontum