Seamus Siddeley

aka isidat

İş Görüşüyorum

Kasım14

Büyük ihtimalle mezuniyetime merdiven dayıyorum. Yakın zaman içinde çoğu arkadaşımın çalışmaya başlaması ve değirmen sularımda kesintilerin baş göstereceği gerçeği çalışma duygumu tetikledi ve kariyer sitelerinden 30 küsür yere başvurdum. Eskiden kariyer sitelerinden staj için yaptığım 7 başvurunun 6’sının cevapsız kalıp, birinin reddedilmesi bu sitelere inancımı yitirmeme sebep olsa da “belki” dedim ve başvurdum işte. İkisi geri döndü. Bu aralar biri Gebze’de biri Maslak’ta olan bu iki firmayla hayatımın ilk iş görüşmelerini yapıyorum. Hayırlısı bakalım.

kiravatEskiden “iş görüşmesi” olayından çok korkuyordum ama bu korkumu “The Pursuit Of Happiness” filmiyle yendim. Eğer varsa korkanınız bu filmi tavsiye ederim, zerre korku bırakmıyor, ilaç gibi birşey, bir kerede atamayan ikinciye izlesin, garanti. Bir de ortalıkta “İş görüşmesinde takım giymeyenleri köşeye sıkıştırıp çok pis dövüyorlarmış” diye bir efsane dolaşıyor. Bu tehdite kulak verip ceketsiz de olsa takım giyip gittim hep. Gördüm, iş görüşmesine gelenlerden normal giyinenler de vardı, bir zararını görmediler (en azından fiziksel olarak). Üstteki resimde kıravatımın bir parçasını görebilirsiniz :)

hediyeGittiğim son yer sınavların sonunda bana içinde dinazor maketi ve iri bir elma da içeren hediye dolu bir paket verdi. Çok mutlu oldum. Mümkünse, gücünüz yetiyorsa birilerine hediye vermenizi çok tavsiye ederim. Vermeyebilirlerdi de. Veren için çok az, alan için çok şey değişiyor (neyse çok abartmıyım). İşte o hediyeler:

Faydasızlık & Şeffaf Şemsiye

Kasım5

semsiyeEn sevdiğim mevsim bolca yağmurla yeni yeni kendini göstermeye başladı. Şemsiyem yoktu çünkü kaybettiğim artiz şemsiyemin yerine aldığım aynı model şemsiyemi de kaybedince üçüncüye şemsiye almaya korkar oldum. Yeni stratejim kısa sürede bozulabileceğini göze alıp en kalitesiz ve ucuzundan bir şemsiye almaktı. Bundan 3-5 sene önceleri ortalıkta pek gözükmeyen şeffaf şemsiyeler (bkz: figür 1) basitliğiyle ve fiyatıyla birden favorim oldu. 2 metrekare naylondan ibaret olmasına rağmen fiyatı 4,5 ila 5 lira gibi astronomik düzeyde seyrediyordu, pas yapacak kadar da yağmur yağmıyordu, almadım.

Geniş Aile dizisinde Cevahir’in babasının, Cevahir’i “faydasız” diye çağırması çok hoşuma gidiyor. O dizinin hayatımıza kattığı birçok orjinal espriden biri de “faydasız” kelimesi. Belki bu kelimeye hak ettiği değerden fazlasını veriyorum. Bu durum heralde benim de oldukça faydasız olmamdan kaynaklanıyor. Hakkımı yemeyeyim, geçmişte nadir de olsa insanlara faydam dokunmuştur. Bir işe yarayınca yaşadığımı fark ediyorum, gerisi fasa fiso. Peygamberimiz (sav) “En hayırlınız insanlara en faydalı olanınızdır” sözüyle duruma noktayı koymuş.

Öğlen yemeğe giderken yolun kenarında feleği kaymış bir şeffaf şemsiye gördüm. Yoluma devam ettim. 7 saat sonra (akşam yemeği için) aynı yoldan geçerken aynı şemsiyeyi yine gördüm. Fırat gibi “Bişiy yaparım ben bununla ki” dedim ve onu odaya götürdüm. Yıkadım, çıkan demirlerini taktım ve şemsiye kullanılabilir hale geldi. Artık benim de şemsiyem var, hem de hayallerimdeki modelden, hem de bedava :)

PS: İki konu arasında beklenen bağlantıyı kuramadım galiba. Burada faydalı olduğum insan kendim oldum gibi. Olsun, o da insandır.

5 Maddede Facebook Adabı

Ekim29

facebook-logoHaziran’da terk ettiğim Facebook’un ayrılık acısına 3 ay dayanabildim. 1 haftadır Facebook ortamlarında fink atıyorum. Görmeyeli birazcık değişmiş ama sadece birazcık. Bu yazının sebebi Facebook’ta beni çıldırtan birkaç şeyden bahsetmek istemem. 10 maddeye tamamlayıp daha cool bir başlık atmak isterdim ama sırf 10 maddeye tamamlamaya kasmak için gereksiz maddeler üretmekten sakındım.

1- Buradan isim verip kendilerini rencide etmek istemiyorum ama bazı arkadaşlar Mafia Wars, FarmVille, Çete Savaşları gibi oyunlarda nefes alsalar, su içseler paylaşıyorlar. Tamam, bu güzide oyunları oynuyor olabilirsin, çok başarılı da olabilirsin ama seni günde 13 paylaşım yapmaya iten sebep ne? Sakın yanlış anlaşılmaya, günde bir kere paylaşanlara bile lafım yok. Ama 13 gibi bir rakamdan bahsediyoruz burada, şaka gibi.

2- Bundan 5-10 sene önceleri moda olan, internette bulduğumuz, genellikle duygusal ve motive edici içerikli powerpoint slaytların yerini Facebook videoları aldı. Bazı videolara bakıyorum, içerik 10 numara, tasarım 10 numara, teknik 10 numara ama kayan yazılarda “değişen” yerine “deyişen”, “değil mi” yerine “değilmi”, “beğendi” yerine “beyendi” görüyorum. Bu maddedeki serzenişim videoyu hazırlayan arkadaşa. Binlerce kişi izleyecek bu videonu, sadece bunun hatrına 5 dakikanı yazım hatalarını düzeltmeye ayırsan acaba? Çok mu şey istiyorum?

3- En önemli madde bu. Beğenmeden paylaşmak üzerine. Şöyle ki; A kişisi bir video paylaşıyor, B kişisi de arkadaşı A’nın paylaştığı videoyu görüp paylaşıyor. Burada B’den beklenen adap A’nın videosunu en azından beğenmesi. Tamam, videoyu A hazırlamamış olabilir ama sana ulaşmasına o vesile olmuş. En azından bir “bu videoyu beğen” linkine bir tıklayıver. Bir daha A üzülüyor “kimse paylaştığım şeyi beğenmedi” diye, gerçekte videosunun paylaşmaya değer bulunacak kadar beğenilmesine rağmen.

4- Son iki madde ise fotoğraf tag’leme (etiketleme) ile ilgili. Profiline şunun gibi resimler ekleyip resimdeki her bir karakteri bir arkadaşıyla eşleştirenler var. Bu gibi resimler çok kişiyi ilgilendirdiğinden haliyle çok yorum alıyor ve dolayısıyla etiketlenen kişiye gelen bildirimler takip edilmez hale geliyor. Bu tartışılabililecek bir madde gerçi, bunu destekleyenler de olabilir. Fikrimi belirteyim dedim.

5- Private (sadece arkadaşlarının görebileceği) profile sahip kişilerin etiketlenmesine karşıyım. Bu etiketleyenden çok Facebook’un bir hatası bence. Adam hiçbir bilgisini public’e açmadığı halde, sırf etiketlendiği için yüksek derecede samimi fotoğrafları bile arkadaşının arkadaşları tarafından görüntülenebiliyor (A B, B de C ile arkadaş ama A’nın fotoğraflarını C görebiliyor yani). Hem de sadece o fotoğraf da değil, tüm albüm olarak.

PS: Çöz bakalım isimli yarışma programına başvurdum. Dualarınıza muhtacım. Kabul edilirsem (ki öyle bir durumda birinci olamama gibi bir ihtimalim yok), kabul haberine kadar herhangi bir yoldan (yorum, facebook, telefon, email, iletişim) dua ettiğini belirten ilk 10 kişiye 100′er lira dağıtacağım. Bu böyle biline.

Silme Sözlüğü

Ekim27

Ameliyat: En sevdiğim çeşidi vücuttan zarar veren bir parçasının alınmasıdır. Cerrah olsaydım ur, tümör, ben almaktan; iltihap, çıban yok etmekten yada kangren olmuş bir organı almaktan büyük haz duyardım. En ufak zerrelerine kadar. Tertemiz iş çıkarmak.

Eternal Sunshine Of The Spotless Mind: Bir kaç gün önce ikinci kere izlediğim güzide bir film. “İnsan Silme” olayını sistematiğe oturtup, ticaretini yapmışlar. Başarılı da oluyorlar ama arada istisnalar çıkabiliyor.

Format: Bilgisayarda işler yolunda gitmiyorsa sorun araştırılmaz, format atılır.  Böylece sorundan kurtulduğuna emin olursun. Bu trend Türkiye’de çok tutuldu. Ekmeğini formattan çıkaran delikanlılar var. Bazıları ise formatı sevmez, bilgisayarı güvenli modda çalıştırır, virüs taraması yapar, sistemi geri yükler falan. Ben onlardan değilim.

İnsan Silme: Hiç hazzetmediğim; düşünerek, karar vererek yaptığım bir iş de değildir ama genelde yaparım. Lisedeyken en yakın arkadaşıma “İnanabiliyor musun, ortaokuldaki en iyi arkadaşımla 3 senedir hiç görüşmüyoruz” dedim. O da “Oha, beni de silecek misin?” dedi. “Yok daha neler, sen bambaşkasın” dedim. Onla da 2 sene oldu, artıyor.

Pilav: Yenilmeden önce benim tabağımdaysa her pirinciyle birlikte mideme gidecektir. Tek bir pirinci [çeyreğe bile bölünmüş olsa] tabakta kalmaz. Bu konuda ziyadesiyle takıntılıyım.

windows-keyboard-shortcuts-shift-delete-press-keysShift-Delete: En mantıklı ve en sevdiğim silme çeşitidir. Silişlerimin yüzde yüzünde shift-delete kullanırım. Böylece geri dönüşüm kutusu aradan çıkarılır. Bürokrasi azaltılır. Kötü yanı, bazen tezcanlılıktan dolayı silmemem gereken dosyalar da arada kaynar. Bu yüzden bu ciddi kararı uygulamadan önce hakkatli düşünmek gerekir. Gereği düşünüldükten sonra silinir. Yanlışlıkla silinen dosya çok önemliyse recovery programı ile işler tatlıya bağlanır.

Silgi: Bu yaşımda her yazımı hala kurşun kalemle yazmaya gayret ederim, çünkü yazı silinebilmeli. Silgide iki özelliğe bakarım: İz bırakmama ve ürettiği toz öbeği sayısının az olması. O yüzden Pelikan’dan nefret eder, Milan’dan çok hoşlanırım. Kokulu Arı Maya silgileri ise bonustur, hayatımdaki yeri yadsınamaz.

Şebnem Ferah: “Sil Baştan” isimli şarkının sahibi. Galiba silme hakkında benle benzer düşünüyor olmalı ki böyle bir şarkı yazmış. Sizler için hazırladık. Buyrun aşağıdan dinleyin.

Helikopterli Rüya

Ekim26

Helicopter_2Rüya serisine devam. Cumartesi sabahı görmüş olduğum bir rüyayı anlatmak istiyorum. Başlamadan uyarayım, başkasının rüyası sadece o kişi için ilgi çekicidir. Devam etmenizi önermem büyük ihtimalle sıkılacaksınız. Bu arada bir önceki cümleyi yazarken çakallık mı yaptım ne? Hani “Okumayın” deyip, yazının gizemini arttırıp, okunmayacak şeyi okunur yapmaca filan?

Rüya yer olarak babamın köyü ve Bandırma’daki bir önceki evimizde geçiyor. Mekanlar birbirine geçmiş durumda ama. Mesela apartmandan çıkınca kendini köyde buluyorsun öyle yani. Köyde helikopter yarışı düzenleniyor. Sadece bir kişide [köy ağasında] helikopter var. Bunlar ailecek gururlanıyor “rakibimiz yok, yine birinci olacağız” diye. Bu arada kendimi köyün dışında kullanılmayan, betondan yapılma  elektrik direklerinin atıldığı bir merada buluyorum. Helikoptere benzeyen bir tanesine biniyorum ve havalanmaya başlıyor, uçuyorum. Kim olduğunu hatırlamadığım iki kişi ısrar ediyor, onları da arkama alıp geziyoruz. Helikopteri kullanmadaki efektler aynen [Just Cause isimli] bilgisayar oyunundaki gibiydi. Sonra başarıyla indirdim.

Helikopter zamanla şemsiye gibi birşeye dönüştü. Elimde helikopterle köy merkezine girdim. Herkes başımda toplandı ve “Aha, falancalar helikopter almış” gibisinden dedikodular tüm ortamı kapladı. Sonra eve geldim, babamı ve dayımı gördüm. Babam elimdeki helikopteri görünce [23 yıllık ömrümde hiç görmediğim kadar] çok sevindi. Rüyada burda bitti. Yarış ne oldu diye soracak olursanız ben de bilmiyorum. Ancak bu kadarını hatırlayabildim :)

Bir sonraki rüyamda görüşmek üzere…

« Eski YazılarYeni Yazılar »

Sosyalizm & isidat

Web Sitelerim
Official Logo
Translate
Takipteyim
Sertalp Bilal Mühendis-i Geyik E-Miray bilinçsiz 00100100 Umut Sarıkaya BLOGobik Fikir Bulutu İbrahim Nergiz Esidat Saçsız Kral ŞMVD Malın Gözü
-->

BenimFontum