Seamus Siddeley

aka isidat

Domuz Gribi Meğersem Tırtmış

Kasım28

Deli dana, SARS, kuş gribi derken şimdi de domuz gribi çıktı. Dünya basınının ve basınımızın “Domuz gribi öyle fenadır, şöyle öldürür” gibisinden haberleri sayesinde halk arasında gönül rahatlığınca öksüremez, hapşıramaz hale geldik.  Otobüste öksürmekten telefonumun çalmasından daha çok korkuyorum. Caddeler, meydanlar gaz maskesiyle dolaşan insanlarla doldu, otobüslere “Bu araç domuz gribine karşı dezenfekte edilmiştir” kağıtları asıldı, okullar tatil edildi. Bunlar önlemdir, tamam, lafım yok ama, bence bu hastalığa hakettiğinden fazla ilgi gösterildi.

Bu kanıya varmamın tetikleyicileri Galatasaraylı Arda’nın, ailesiyle birlikte Selçuk Erdem’in ve birkaç arkadaşımın domuz gribine yakalanması oldu. Daha doğrusu yakalanması değil, atlatması oldu. Domuz gribi öyle tırt bir hastalıkmış ki tüm dünya kendisinden üç buçuk atarken, örneklem kümemdeki en az 4 kişiye bulaştğı halde onların “ailecek atlattık”, “öksürerek etrafıma yaymaya çalışıyorum” şeklinde esprili ifade kullanmasına izin veriyordu? Atlatma ihtimali %50 gibi büyük bir oran olsaydı bile 4 kişinin hepsinin atlatma ihtimali 0.0625 oluyordu ki bu sayı neredeyse sıfıra eşit.

Biraz Google yaptım ve şu sonuçlara ulaştım: Hani şu bildiğimiz, her sene en az bir kere olduğumuz gripten dünyada yılda 250bin ila 500bin arasında insan ölürken, domuz gribinde bu rakam 8bin civarında. Yani domuz gribi normal gripten kat kat güvenli bir hastalıkmış.

Amacım domuz gribini aşağılamak, diğer hastalıklar arasında onu rencide etmek değil. Değinmek istediğim şey diğer hastalıklara gösterilmeyen ilginin domuz gribine gösterilmesi adaletsizliği. Amacım tüm bu işlerin arkasında ilaç şirketlerinin, gaz maskecilerin, jelcilerin hazırladığı bir komplo teorisinin döndüğünü iddia etmek de değil. Zaten böyle bir şeye de inanmıyorum. Bunun büyütülmesinin yegane sebebi ilk karşılaşma tepkisi ve isminin içinde günlük hayatımıza yabancı olan bir hayvanın isminin geçmesi olsa gerek.

PS: Yazı da tırt olmuş galiba.

Enstantane Paketi 16

Kasım17

1- Eziklik nedir?: Bir kurumun, kendini “Asırlardır X” şeklinde tanımlaması için kuruluşunun 101. yılını beklemesidir [X: Herhangi bir isimleşmiş sıfat]. “Asırlardır Çağdaş” İTÜ’yü tenzih ederim, o nereden baksan 236. yılını devirmiş.
2- İETT camından 30 dakika kadar süren kontrollü araştırmamın sonuçlarını açıklıyorum: Kadın sürücülerin yüzde 90′ı arabayı direksiyonu iki elle kullanırken, erkek sürücülerin yüzde 100′ü maksimum bir elle kullanıyor.
2630_nokia3- Bu aralar çevremde gördüğüm cep telefonlarının çoğu Nokia 2630 (Evet, kendiminkinden başka telefonlar da görüyorum). Bu telefonun bu kadar popüler olmasının nedeni sanırım fakirin i-phone’u olmasından.
4- Sıradaki gözlemim İETT camından. Yanımızdan araba geçiyordu. Arabanın şoförünün okuduğu gazete sayfasının başlığı “Çağdaş Türk Sanatı Berlin’de” ve arabanın plakasındaki servisin ismi “Modern Oto” idi. O kadar ki, arabanın her iki yanına yanıp sönen ledlerle dev harflerle “UYGARLIK!” yazsalar şaşırmayacaktım.
* Evet, bir İETT’deyseniz ve yapacak bir işiniz yoksa yanda geçen arabaların plakasındaki yazıları ve arabadakilerin gazetelerini okumak normal bir eylem sayılabiliyor.
5- Gebze dolmuşunda yolculuk esnasında yanımın yanındaki dertli adamın, yanımdaki adama çektirdikleri, “komşu yolcu” statüsündeki beni oldukça hüzünlendirdi. Dert şu: Adam işsizmiş, iş görüşmesine gittiği yer 800 lira maaş teklif etmiş ve yol + yemek senden demiş. İki yolcu arasında başta hiçbir ilişki ve tanıdıklık yokken, dertli adam bir patladı, başladı potansiyel işverenine vermeye veriştirmeye. En azından ben inene kadar derdinden yakınmaya devam etti. Komşum, “öyle ya”, “haklısın abi”, “tabi” gibi onaylayıcı sözleri bulduğu boşluklarda salarak, dertli ve kısmen uzak komşumu yatıştırmaya çalıştı. İnşallah dertliler dertlerine derman bulur.
6- “Her işi yolunda giden adamın ve aylak adamın muhabbeti çekilmez”, Fırat Budacı. “Her işi berbat giden ve çok yakınan adamın muhabbeti de çekilmez”, ben. Ama her işi berbat gitmesine rağmen derdini dışarıya yansıtmamaya çalışan adam candır, ciğerdir.
ismail_yk7- Ekmeğini internetten çıkarma konusunda en mahir şarkıcı kim diye soran olursa İsmail YK derim. 3 sene önce bombabomba.com’du. Şimdi de Facebook şarkısıyla piyasayı sallamaya devam ediyor. “Bir internet kafeye gittim” sözüyle başlayan Facebook şarkısını dinlemeyen kalmasın (buraya tık), yada kalsın ya, kalması daha hayırlı olur galiba.
8- “Önemli olan yarışmaktı”. Bu lafa katılmıyorum. Yarışmalara katılıp kaybedenler senelerdir söyleye söyleye eskitemedi şu klişeyi. Bence hepsi önemli olanın kazanmak olduğunun farkında ama kaybetmeyi sindiremediklerinden böyle konuşuyorlar.
9- Eskiden “Geleceğe Dönüş” çizgi filminde limondan nasıl elektrik üretilebileceğini gösterdiklerinde bilimsel çağımı atlamıştım. Yakın geçmişte sevgili kardeşim Esidat diş gücüyle elektrik üretilebileceğini anlattığında çağ atlamama vesile olan limon meselesi solda sıfır kalmıştı. Evet, dişten de elektrik üretilebiliyor, gizli formülü veriyorum: Otobüstesiniz ve mp3 çalarınızın pili mi bitti? Artık sorun değil. Pilini çıkarın ve dişlemeye başlayın. Ne kadar dişlerseniz o kadar çok elektrik yüklenir içine. Pili geri taktığınızda en az bir saat daha şarkı dinleyebilmenin tadını çıkaracaksınız. Not: Dişleme prosesini insanlara çaktırmadan sürdürmeniz tavsiye edilir, yoksa “Ne yapıyor bu adam, deli midir nedir?” bakışlarına maruz kalabilirisiniz.
10- Günümüzün popüler dizisi Ezel’i bir araştırayım dedim, güzelse izlerim babından. Araştırma sonuçlarım şunlar: Bir adam var, ölmediği halde öldü biliniyor, eski mahallesinde [ailesinin yanında] filan değişik suratla dolaşıyor ve önce kumarhaneden başlayıp mafyada yükselmeye çalışıyor. E bu bildiğin Kurtlar Vadisi. Acaba bu senaryoyu çok mu aramışlar?
PS: İşbu paket tersten yazdığım (10. maddeden başlayıp 1′e doğru gittiğim) ilk enstantane paketidir.

İş Görüşüyorum

Kasım14

Büyük ihtimalle mezuniyetime merdiven dayıyorum. Yakın zaman içinde çoğu arkadaşımın çalışmaya başlaması ve değirmen sularımda kesintilerin baş göstereceği gerçeği çalışma duygumu tetikledi ve kariyer sitelerinden 30 küsür yere başvurdum. Eskiden kariyer sitelerinden staj için yaptığım 7 başvurunun 6’sının cevapsız kalıp, birinin reddedilmesi bu sitelere inancımı yitirmeme sebep olsa da “belki” dedim ve başvurdum işte. İkisi geri döndü. Bu aralar biri Gebze’de biri Maslak’ta olan bu iki firmayla hayatımın ilk iş görüşmelerini yapıyorum. Hayırlısı bakalım.

kiravatEskiden “iş görüşmesi” olayından çok korkuyordum ama bu korkumu “The Pursuit Of Happiness” filmiyle yendim. Eğer varsa korkanınız bu filmi tavsiye ederim, zerre korku bırakmıyor, ilaç gibi birşey, bir kerede atamayan ikinciye izlesin, garanti. Bir de ortalıkta “İş görüşmesinde takım giymeyenleri köşeye sıkıştırıp çok pis dövüyorlarmış” diye bir efsane dolaşıyor. Bu tehdite kulak verip ceketsiz de olsa takım giyip gittim hep. Gördüm, iş görüşmesine gelenlerden normal giyinenler de vardı, bir zararını görmediler (en azından fiziksel olarak). Üstteki resimde kıravatımın bir parçasını görebilirsiniz :)

hediyeGittiğim son yer sınavların sonunda bana içinde dinazor maketi ve iri bir elma da içeren hediye dolu bir paket verdi. Çok mutlu oldum. Mümkünse, gücünüz yetiyorsa birilerine hediye vermenizi çok tavsiye ederim. Vermeyebilirlerdi de. Veren için çok az, alan için çok şey değişiyor (neyse çok abartmıyım). İşte o hediyeler:

Faydasızlık & Şeffaf Şemsiye

Kasım5

semsiyeEn sevdiğim mevsim bolca yağmurla yeni yeni kendini göstermeye başladı. Şemsiyem yoktu çünkü kaybettiğim artiz şemsiyemin yerine aldığım aynı model şemsiyemi de kaybedince üçüncüye şemsiye almaya korkar oldum. Yeni stratejim kısa sürede bozulabileceğini göze alıp en kalitesiz ve ucuzundan bir şemsiye almaktı. Bundan 3-5 sene önceleri ortalıkta pek gözükmeyen şeffaf şemsiyeler (bkz: figür 1) basitliğiyle ve fiyatıyla birden favorim oldu. 2 metrekare naylondan ibaret olmasına rağmen fiyatı 4,5 ila 5 lira gibi astronomik düzeyde seyrediyordu, pas yapacak kadar da yağmur yağmıyordu, almadım.

Geniş Aile dizisinde Cevahir’in babasının, Cevahir’i “faydasız” diye çağırması çok hoşuma gidiyor. O dizinin hayatımıza kattığı birçok orjinal espriden biri de “faydasız” kelimesi. Belki bu kelimeye hak ettiği değerden fazlasını veriyorum. Bu durum heralde benim de oldukça faydasız olmamdan kaynaklanıyor. Hakkımı yemeyeyim, geçmişte nadir de olsa insanlara faydam dokunmuştur. Bir işe yarayınca yaşadığımı fark ediyorum, gerisi fasa fiso. Peygamberimiz (sav) “En hayırlınız insanlara en faydalı olanınızdır” sözüyle duruma noktayı koymuş.

Öğlen yemeğe giderken yolun kenarında feleği kaymış bir şeffaf şemsiye gördüm. Yoluma devam ettim. 7 saat sonra (akşam yemeği için) aynı yoldan geçerken aynı şemsiyeyi yine gördüm. Fırat gibi “Bişiy yaparım ben bununla ki” dedim ve onu odaya götürdüm. Yıkadım, çıkan demirlerini taktım ve şemsiye kullanılabilir hale geldi. Artık benim de şemsiyem var, hem de hayallerimdeki modelden, hem de bedava :)

PS: İki konu arasında beklenen bağlantıyı kuramadım galiba. Burada faydalı olduğum insan kendim oldum gibi. Olsun, o da insandır.

5 Maddede Facebook Adabı

Ekim29

facebook-logoHaziran’da terk ettiğim Facebook’un ayrılık acısına 3 ay dayanabildim. 1 haftadır Facebook ortamlarında fink atıyorum. Görmeyeli birazcık değişmiş ama sadece birazcık. Bu yazının sebebi Facebook’ta beni çıldırtan birkaç şeyden bahsetmek istemem. 10 maddeye tamamlayıp daha cool bir başlık atmak isterdim ama sırf 10 maddeye tamamlamaya kasmak için gereksiz maddeler üretmekten sakındım.

1- Buradan isim verip kendilerini rencide etmek istemiyorum ama bazı arkadaşlar Mafia Wars, FarmVille, Çete Savaşları gibi oyunlarda nefes alsalar, su içseler paylaşıyorlar. Tamam, bu güzide oyunları oynuyor olabilirsin, çok başarılı da olabilirsin ama seni günde 13 paylaşım yapmaya iten sebep ne? Sakın yanlış anlaşılmaya, günde bir kere paylaşanlara bile lafım yok. Ama 13 gibi bir rakamdan bahsediyoruz burada, şaka gibi.

2- Bundan 5-10 sene önceleri moda olan, internette bulduğumuz, genellikle duygusal ve motive edici içerikli powerpoint slaytların yerini Facebook videoları aldı. Bazı videolara bakıyorum, içerik 10 numara, tasarım 10 numara, teknik 10 numara ama kayan yazılarda “değişen” yerine “deyişen”, “değil mi” yerine “değilmi”, “beğendi” yerine “beyendi” görüyorum. Bu maddedeki serzenişim videoyu hazırlayan arkadaşa. Binlerce kişi izleyecek bu videonu, sadece bunun hatrına 5 dakikanı yazım hatalarını düzeltmeye ayırsan acaba? Çok mu şey istiyorum?

3- En önemli madde bu. Beğenmeden paylaşmak üzerine. Şöyle ki; A kişisi bir video paylaşıyor, B kişisi de arkadaşı A’nın paylaştığı videoyu görüp paylaşıyor. Burada B’den beklenen adap A’nın videosunu en azından beğenmesi. Tamam, videoyu A hazırlamamış olabilir ama sana ulaşmasına o vesile olmuş. En azından bir “bu videoyu beğen” linkine bir tıklayıver. Bir daha A üzülüyor “kimse paylaştığım şeyi beğenmedi” diye, gerçekte videosunun paylaşmaya değer bulunacak kadar beğenilmesine rağmen.

4- Son iki madde ise fotoğraf tag’leme (etiketleme) ile ilgili. Profiline şunun gibi resimler ekleyip resimdeki her bir karakteri bir arkadaşıyla eşleştirenler var. Bu gibi resimler çok kişiyi ilgilendirdiğinden haliyle çok yorum alıyor ve dolayısıyla etiketlenen kişiye gelen bildirimler takip edilmez hale geliyor. Bu tartışılabililecek bir madde gerçi, bunu destekleyenler de olabilir. Fikrimi belirteyim dedim.

5- Private (sadece arkadaşlarının görebileceği) profile sahip kişilerin etiketlenmesine karşıyım. Bu etiketleyenden çok Facebook’un bir hatası bence. Adam hiçbir bilgisini public’e açmadığı halde, sırf etiketlendiği için yüksek derecede samimi fotoğrafları bile arkadaşının arkadaşları tarafından görüntülenebiliyor (A B, B de C ile arkadaş ama A’nın fotoğraflarını C görebiliyor yani). Hem de sadece o fotoğraf da değil, tüm albüm olarak.

PS: Çöz bakalım isimli yarışma programına başvurdum. Dualarınıza muhtacım. Kabul edilirsem (ki öyle bir durumda birinci olamama gibi bir ihtimalim yok), kabul haberine kadar herhangi bir yoldan (yorum, facebook, telefon, email, iletişim) dua ettiğini belirten ilk 10 kişiye 100′er lira dağıtacağım. Bu böyle biline.

« Eski YazılarYeni Yazılar »

Sosyalizm & isidat

Web Sitelerim
Official Logo
Translate
Takipteyim
Sertalp Bilal Mühendis-i Geyik E-Miray bilinçsiz 00100100 Umut Sarıkaya BLOGobik Fikir Bulutu İbrahim Nergiz Esidat Saçsız Kral ŞMVD Malın Gözü
-->

BenimFontum