Köye Dönüş Operasyonu
Ekim7
Çok neşeli hareketlerle, zıplaya zıplaya ocağın başındaki kadınlara yanaşıyor. Aniden bağdaş kuruyor. “Dezee nassıııın!” diye bağırıyor. Neden bağırıyor? Teyzenin kulakları az işittiği için mi? Değil, amaç abartılı davranarak komik olmak. Bin yıllık mesele işte. Palyaçonun düşerken iki ayağının da havaya kalkmasıyla aynı durum. “Nörüyonuzzz, gözleme mi yapıyonuuuzz!” Sanki soru sormuyor, derdi muhabbet etmek değil. “Gözleme değil, bazlama bu” diyor teyze, elindeki küçük yaka mikrofonuyla sağa sola saldıran bu adamdan daha yakın İstanbul şivesine. Köylülere saldıran bu adamsa sanki öğrendiği başka bir lisanın pratiğini yaparmış gibi konuşuyor. Ağzına oturmuyor şive, dişlerine takır tukur çarpıyor kelimeler. O bir “köylü avcısı”. Köy köy dolaşıp köylülerin yanına yanaşıyor, yaşlı kadınlara, “dezeee”; adamlara “dayııı” diye bağırıyor. Bütün cümlelerinde bir “Allah canını almasın” tonlaması var, gelinleri kayınvalidelerinin yanında köşeye sıkıştırıyor. Köye gelen bir sirk gibi algılandığından ne derse desin hoşgörüyle karşılanıyor. Elinde koca bir tahta kaşıkla tüm köyü karıştırıyor. Köy seyirlik oyunlarının en ele avuca sığmaz, en hınzır oyuncusu o. Şehir hayatından yorulmuş bizleri gülümsetiyor. Gülümserken yakalıyorum kendimi. “Allah canıgı almasın emi” diyerek yumruğunu teyzenin kafasına kaktığında gülümsemem donuyor. “Yuh artık” diyorum. Teyzenin kafası esneyip geri geliyor. Teyze gülmeye devam ediyor. Televizyonu kapatıyorum.Yazıyı o kadar beğendim ki, hem alıntı yaptım, hem de üşenmeden yazdım. Oldukça hoşuma giden bir analiz. Fırat Budacı tarafından.

[...] versiyonları: [1], [2] Analiz, [...]