Seamus Siddeley

aka isidat

Hayat Şarkıları

Ocak8

Teknik kapasitesinden bihaberim ama beynin algılayamadıklarımızdan olsa da gördüğümüz herşeyi kaydettiğine inananlardanım. Çünkü hipnoz diye birşey gerçekten var, adamlar belli metodlarla ulaşabiliyor beyindeki (daha doğrusu hafızadaki) istedikleri verilere. Ancak şu an oturup düşünsek belki de dün yediğimiz yemeği hatırlamayız. Demek ki bu verilere ulaşmak bir hayli zor. Bu işi kolaylaştıran bir araç “etiketleme” (a.k.a. “tagging”) (copyright © isidat).

Bu metodu daha iyi anlamak için beyni bir bilgisayara benzeterek düşünelim: Beyne (yada hafızaya) giden input formatları 5 tanedir, bunlar ilkokuldan beri öğretilegelen 5 duyudur: Görme, koklama, işitme, dokunma ve tatma. Herhangi bir input default olarak erişilmesi zor olan harddisk’te (hippocampus) depolanırlar. Tekrarlanan inputlar (mesela üst üste 30 kere dinlenen bir şarkı) ise gerektiğinde kolay ulaşılabilmesi bakımından geçici bellek olan RAM’de (prefrontal cortex) depolanır. Etiketleme metoduyla bu iki kısımda bulunan ayrı veriler birbirleriyle ilişkilendirilirler ve RAM’da duran bir bilgiye erişildiğinde aradaki bağ sayesinde aynı hız ve verimle harddisk’tekine de erişmiş oluruz.

Örneğin ne zaman ıslak ve ufak taneli inşaat kumu kokusu duysam çoçukluğumun evinin arkasındaki parkta kumla çamurla oynadığım zamanları hatırlarım. Ancak RAM’de durmaya müsait, ismi geçen beş duyu içinde en etkili veri bence işitsel olanlar. Yani belli bir zamana mahsus tekrar tekrar dinlediğimiz şarkılar. Örneğin geçen senenin (2007) yazında staja gidip gelirken belediye otobüslerinde tekrar tekrar dinlediğim, Doğuş’un oynadığı “Sana Mecburum” dizisinin jenerik müziği ne zaman kulağımın yakınından geçse o cefakar, ömrümden ömür götüren anlar gözümün önünden bir şerit gibi akıp gider. İşte ben böyle müziklere “Hayat Şarkısı” diyorum.

Bir şarkının hayat şarkısı olabilmesi için sahip olması gereken iki özellik var. İlki, beynin RAM’e benzeyen kısmında bir yer edinmesi, diğeri de bu yerini geçen zamana karşı muhafaza etmesi. Yer edinmek defalarca dinlenilmeyle elde edilir. Edinilmiş bir yeri muhafaza ise ilişkilendiği veriye sadakatle olur. Yani aynı müzik hayatta yaşanan başka bir olayla da ilişkilenirse aradaki bağın gücü yarıya iner ve etiketleme metodu geçersiz olur. Sana Mecburum jenerik müziği staj günlerinin malıdır artık, eğer [mesela] 2009 Ocak’ındaki final günlerinde de dinlenirse staj günleri harddisk’e ebediyen mahkum olacaktır.

İşte gelecekte 2009 Ocak’ının final günlerini anımsatacak o müzik:
Amparanoia’dan Bella Ciao

“Hayat Şarkıları”

2 Yorum
  1. 16 Ocak 2009 saat 05:01 Seamus Siddeley » Enstantane Paketi 8 diyor ki:

    [...] 10- Bu paket çok agresif oldu. Finallerin stresinden heralde. Finaller bittiğine göre yeni hayat şarkımıza geçebiliriz ve sorumsuzluktan kaynaklanan mutluluğu müziğin de yardımıyla [...]

  2. 18 Ekim 2009 saat 20:05 Seamus Siddeley » Enstantane Paketi 15 diyor ki:

    [...] ne yazık ki bu tartışmanın detayları tarihin tozlu sayfalarına gömüldü. 10- Son zamanlarda hayat şarkılarımı takip ettiğim bloglarda paylaşılan şarkılardan seçiyorum. Aslında ben onları değil, onlar [...]

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz:

Spam protection by WP Captcha-Free



 

Sosyalizm & isidat

Web Sitelerim
Official Logo
Translate
Takipteyim
Sertalp Bilal Mühendis-i Geyik E-Miray bilinçsiz 00100100 Umut Sarıkaya BLOGobik Fikir Bulutu İbrahim Nergiz Esidat Saçsız Kral ŞMVD Malın Gözü
-->

BenimFontum