Enstantane Paketi 16
1- Eziklik nedir?: Bir kurumun, kendini “Asırlardır X” şeklinde tanımlaması için kuruluşunun 101. yılını beklemesidir [X: Herhangi bir isimleşmiş sıfat]. “Asırlardır Çağdaş” İTÜ’yü tenzih ederim, o nereden baksan 236. yılını devirmiş.
2- İETT camından 30 dakika kadar süren kontrollü araştırmamın sonuçlarını açıklıyorum: Kadın sürücülerin yüzde 90′ı arabayı direksiyonu iki elle kullanırken, erkek sürücülerin yüzde 100′ü maksimum bir elle kullanıyor.
3- Bu aralar çevremde gördüğüm cep telefonlarının çoğu Nokia 2630 (Evet, kendiminkinden başka telefonlar da görüyorum). Bu telefonun bu kadar popüler olmasının nedeni sanırım fakirin i-phone’u olmasından.
4- Sıradaki gözlemim İETT camından. Yanımızdan araba geçiyordu. Arabanın şoförünün okuduğu gazete sayfasının başlığı “Çağdaş Türk Sanatı Berlin’de” ve arabanın plakasındaki servisin ismi “Modern Oto” idi. O kadar ki, arabanın her iki yanına yanıp sönen ledlerle dev harflerle “UYGARLIK!” yazsalar şaşırmayacaktım.
* Evet, bir İETT’deyseniz ve yapacak bir işiniz yoksa yanda geçen arabaların plakasındaki yazıları ve arabadakilerin gazetelerini okumak normal bir eylem sayılabiliyor.
5- Gebze dolmuşunda yolculuk esnasında yanımın yanındaki dertli adamın, yanımdaki adama çektirdikleri, “komşu yolcu” statüsündeki beni oldukça hüzünlendirdi. Dert şu: Adam işsizmiş, iş görüşmesine gittiği yer 800 lira maaş teklif etmiş ve yol + yemek senden demiş. İki yolcu arasında başta hiçbir ilişki ve tanıdıklık yokken, dertli adam bir patladı, başladı potansiyel işverenine vermeye veriştirmeye. En azından ben inene kadar derdinden yakınmaya devam etti. Komşum, “öyle ya”, “haklısın abi”, “tabi” gibi onaylayıcı sözleri bulduğu boşluklarda salarak, dertli ve kısmen uzak komşumu yatıştırmaya çalıştı. İnşallah dertliler dertlerine derman bulur.
6- “Her işi yolunda giden adamın ve aylak adamın muhabbeti çekilmez”, Fırat Budacı. “Her işi berbat giden ve çok yakınan adamın muhabbeti de çekilmez”, ben. Ama her işi berbat gitmesine rağmen derdini dışarıya yansıtmamaya çalışan adam candır, ciğerdir.
7- Ekmeğini internetten çıkarma konusunda en mahir şarkıcı kim diye soran olursa İsmail YK derim. 3 sene önce bombabomba.com’du. Şimdi de Facebook şarkısıyla piyasayı sallamaya devam ediyor. “Bir internet kafeye gittim” sözüyle başlayan Facebook şarkısını dinlemeyen kalmasın (buraya tık), yada kalsın ya, kalması daha hayırlı olur galiba.
8- “Önemli olan yarışmaktı”. Bu lafa katılmıyorum. Yarışmalara katılıp kaybedenler senelerdir söyleye söyleye eskitemedi şu klişeyi. Bence hepsi önemli olanın kazanmak olduğunun farkında ama kaybetmeyi sindiremediklerinden böyle konuşuyorlar.
9- Eskiden “Geleceğe Dönüş” çizgi filminde limondan nasıl elektrik üretilebileceğini gösterdiklerinde bilimsel çağımı atlamıştım. Yakın geçmişte sevgili kardeşim Esidat diş gücüyle elektrik üretilebileceğini anlattığında çağ atlamama vesile olan limon meselesi solda sıfır kalmıştı. Evet, dişten de elektrik üretilebiliyor, gizli formülü veriyorum: Otobüstesiniz ve mp3 çalarınızın pili mi bitti? Artık sorun değil. Pilini çıkarın ve dişlemeye başlayın. Ne kadar dişlerseniz o kadar çok elektrik yüklenir içine. Pili geri taktığınızda en az bir saat daha şarkı dinleyebilmenin tadını çıkaracaksınız. Not: Dişleme prosesini insanlara çaktırmadan sürdürmeniz tavsiye edilir, yoksa “Ne yapıyor bu adam, deli midir nedir?” bakışlarına maruz kalabilirisiniz.
10- Günümüzün popüler dizisi Ezel’i bir araştırayım dedim, güzelse izlerim babından. Araştırma sonuçlarım şunlar: Bir adam var, ölmediği halde öldü biliniyor, eski mahallesinde [ailesinin yanında] filan değişik suratla dolaşıyor ve önce kumarhaneden başlayıp mafyada yükselmeye çalışıyor. E bu bildiğin Kurtlar Vadisi. Acaba bu senaryoyu çok mu aramışlar?
PS: İşbu paket tersten yazdığım (10. maddeden başlayıp 1′e doğru gittiğim) ilk enstantane paketidir.

Şu otobüs camından dışarıyı izleme olayını bende başlatmalıyım. Güzel enstanteneler çıkıyor
Mal mal dışarıyı izleyeceğime …
@9: bilim kazansın.
bu denemedir..
hah.. deneme yorumum çıkmış.. şimdi yazabilirim..:)
Abi, ilk defa bir enstantane paketini vasat buldum.. Başından sonuna kadar kendimi otobüste hissettim dermişim.. PS i de gereksiz buldum.. yani sanki “bak bu enstantane paketinde birşey yoksa da merak etmeyin, bu da tersten yazıldı..ozelligi bu.. ) demek gibi olmuş..”
Neden begenmedigimi sonra anlatırım..
ama yine de başarısı şudur ki, bana yorum yazdırdı..:)
severek izliyoruz abi..:) hayırlı işler..
@“su geçirmez botları artık su geçiren adam”: hmm, beğenmediğin kısmı anlatmanı merakla bekliyorum [en azından 17. paket çıkmadan]. otobüs yaşamı damarlarıma işlemiş artık, bundan kurtulamıyorum. hatta sadece bu pakette değil, tüm paketleri kapsayan bir araştırma yapılsa en çok kullandığım konunun iett – vapur gibi toplu taşıma araçlarında geçen enstantaneler çıkacağını zannediyorum. uzun zaman sonra yorum ustasını aramızda görmek sevindirici
@esidat: olm git patentini al. bi diş bi pilden mp3′e devam etmekten fazla bi yarar gelmezmiş gibi gözüküyor ama pilin ve dişin boyutunu büyütürsek…
düşünsene kalıplara döküp devasa dişler yapsak, bitik devasa pilleri onlara dişletsek, [neredeyse] bedavaya üretilecek elektriğin haddi hesabı olmaz.
İyi de 2630 dokunmatik diiilki.
@Miray: Yok, şekil olarak i-phone’u andırdığından şey ettim sadece. Dokunmatik olsa fakirin olmaz zenginin olurdu yine (en azından zengine yakının).
Bu arada Ezel anlattığından biraz daha orijinal bişi. En fazla esinlenilmiştir diyebiliriz kurtlardan. Ama tabiki kurtlar kadar genişleyebilecek bir senaryo değil, kısır bi senaryo.
bence güzel bir enstantane paketiydi. Özellikle 2.maddeye çok güldüm. Allah da seni güldürsün ortaam.
bu enstantane paketinden de anlaşıldığı gibi bayanlar trafik kurallarına daha fazla dikkat ediyor:)))
zevkle okuduğum bir yazı olmuş ellerine sağlık
yıh yıh yıh, üçte biri benden ve biri deneme amaçlı olsa da yorum sayısı iki haneli sayılara ulaşınca çok seviniyorum
Düzeltme: 2. maddedeki araba kullanmak ibaresi; vites, sinyal, korna vb gereçlerin de elle kullanıldığı düşünülerek direksiyon kullanmak ibaresine çevrilmiştir.
@Mert: O değil de Ezel için The Count of Monte Cristo‘nun çakması diyorlar. Aynı muhabbet orada da var. Durum böyle olunca aklıma Monte Cristo da acaba Kurtlar’ın çakması mı diye geldi. Tarihlerine baktım, Monte Cristo 2002, KV ise 2003 yapım. Böylece dünyayı sarsacak bir komplo teorisi başlamadan bitmiş oldu.
@hayro: ecmain, ortaam, nice yeni enstantane paketlerine. teşekkürler.
@kübra: o da bir bakış açısı tabi
teşekkürler.