Müzik zevkim evrelerini burada da yansıtığım üzere arabeskten rape doğru kayıyor. Şu an itibariyle kararlı noktayı buldum sanıyorum: Sagopa Kajmer & Kolera.
Geçende yan odadan harika sesler duymuştum. Şarkı bilgilerini elde etmek için ihtiyacım olan “Aradan çok yıllar geçti” sözünü duyar duymaz Google’da arattım ve Kolera ile tanıştım. Youtube’dan diğer şarkıları arasında dolaşırken Sagopa Kajmer ile de tanıştım. Hem de karı koca çıktılar. Gerçi tanıştım diyorum, zaten isimlerini duymuşluğum vardı ama bana bir Ruanda kadar anlam ifade etmiyorlardı. Şimdi diğer şarkılarını da dinliyorum bol bol, yılların eksiğini kapatmaya çalışıyorum.
Hayatın anlamını çözmeye çalışanlar için tavsiye edebileceğim bir kaynak. Ha, “Sen çözdün mü de başkalarına tavsiye ediyon” derseniz, çözmeme çok az kaldığını söyleyebilirim. Hoca kağıtları toplamadan çözmeye uğraşıyorum. İşte şarkıların bende bıraktığı etki. Bu bloğa bile ağır bir cümle yazdırttı bana. İşte ortaya karışık birkaç söz:
Ayrıca ben satılmıyorum paran varsa git gofret al ben tokum
Senin benden başka bir çok sevgilin var ama benim tek sevgilim sensin
Dipten bahis ama bana derine dalmadan
Sende görmesinler bir cevher, pervane olur etrafında dönerler
Gençlik yıllarımda dinlediğim bir gruptu Manowar. Şimdi ne yapar ne eder bilmem. Uzun süredir aklıma da gelmemişti, ta ki YouTube’da Hail and Kill parçasının videosuyla karşılaşıncaya kadar. Adamları farklı yapan şey (bana göre) şarkı sözlerinin gaza getirici olmasına rağmen bir o kadar basit olması. Şarkılarında blood, war, power gibi savaşa ait öğeler işliyorlar. İnternette “Hail and Kill” parçasının şarkısının şarkı sözlerini ararken karşıma şu entry çıktı. Eleman cidden olayı çözmüş. Aslında tüm albümlerindeki tüm şarkılar (of’ları and’leri saymazsak) 20 kelimeden ibaretmiş de haberimiz yokmuş. Bu araştırmaya ben de bir şeyler ekledim. Tüm şarkı sözlerinde en sık geçen 32 kelime ve hiçbiri 5 harfin üstünde değil. Üstelik neredeyse hepsi isim yada fiil. Söz üretireken tek yaptıkları bu listeden bir kaç kelime seçip arasına “of”, “and”, “with” gibi kelimeler eklemek. Adamlar taktiği bulmuş.
Değişmeyen tek şey Seamus’un kendisidir. Saçları sıfıra vurduğum zaman bunu bir şekilde değerlendirmeliyim diye düşündüm ve bu ortaya çıktı. 2007 Mart’ında başlayıp Mayıs’ında biten neşe dolu bir deney. 63 fotodan ibaret. İşte o gif:
Bu sıralar müziklerle aram iyi. Profilimde de belirttiğim üzere arabesk severim. Yer yer kıro addedilmeme rağmen arabeski dinlemeye devam ederim. Bu yazıdaki konumuz yeni nesil arabesk, namı diğer arabesk-rap.
Efendim arabeski görüntüye çevir deseler ortaya kıvrım kıvrım, sarmaşık dalı gibi bir resim çıkar (bkz. sitenin üst tarafındaki süsler) . Rap de arabeskin tam tersine monoton devam eden, namesiz bir müzik çeşididir. Rap’i kötülemek istemem ama “beyaz bir tebeşir kendini en iyi kara tahtada gösterir” (Başkasından alıntıdır). Yani arabesk rap’le beraber işlenince ortaya tadından yenmez bir kompozisyon çıkıyor. Eskiden bu teknolojiden bihaberdik ve millet İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay dinliyordu. Artık İsmail YK, DJ Ferit, Volkan ve Musa gibileri var.
Nereden esti bu yazıyı yazmak? Bu sıralar arkadaşlarımın finallerinin bitmesinden galiba Facebook’ta video paylaşma furyası almış başını gidiyor. Günün önemli bir kısmını bilgisayar başında geçirmeme rağmen takip etmekte zorluk çekiyorum. Arada bir video gördüm. Musa ve Gülşah. Yeni (Youtube) inodnod ünlüleri. Malum, Youtube ünlülerinin zıplama tahtası olan Beyaz buyur etmiş programına bu ikiliyi. İlk dinlediğimde “işte budur” dedim kendi kendime ve ikinci bir şarkıya geçit vermeyen playlistime atıp onu defalarca dinledim. Arka planda arabesk bir melodi şarkı boyunca devam ederken sözler rap modunda eşlik ediyor.
Bir de Volkan denilen bir eleman vardı, bir sene oldu internetten rastladığım. “Amin” diye bir parçası var, aynı kalıptan:
Bir de İsmail YK‘dan bir parça koymasam yerimde duramam.
İşte kısa günün karı playlistimiz: Sırasıyla,
Volkan: Amin
İsmail YK: Aç Telefonu
Murat & Gülşah: Yalnızım Çek Git Bebeğim