Kasım22
Sabah iyi geçen Rusça sınavından çıkıp, enstantenelerime (Ens 6, No
konu olan kaybolan şemsiyemin özdeşinden almak için Carrefour’a yürüdük. Tam şemsiye alırken gözüme süper kodaman bir mont ilişti. Bir daha böyle montu kolay kolay bulamam dedim ve bir foto çektirdim (Altta).
Yarın ise hakkında sıfıra yakın şey bildiğim dolayısıyla nefret ettiğim simulasyon sınavım var. Ders çalışmam gerektiğinin farkındayım ancak olmuyor işte. İnşallah yarın saat birde de aynı (olumlu) ruh halimi muhafaza ederim. Hayırlısı…

Ekim10
Kitaplar
Uzun süredir üniversite kitapçısında bulamadığım Rusça kitabını 3 gün önce Kitap Yurdu’nda bulup sipariş vermiştim. Artık güvenliklerin yurda kargoları almamaları nedeniyle kargom geri dönmüş. Gittim Yedpa’ya, UPS’i bulana kadar çok çektim. Bulduğumda kargo aracının henüz gelmediğini iki saat beklersem alabileceğimi söylediler. Ben de yarın gelmeyi tercih ettim. İşin kötüsü, bugün üniversite kitapçısına o kitabın geldiğini gördüm. Hem daha ucuza, hem de kargo ücretsiz, hem de kargo sıkıntısız… Bu arada Decision dersinin (fotokopisi olsa da) kitabını da aldım.
Eylül20
Sabah cep telefonumu aldım elime, koridorda yol aldım. Birden gayıptan sesler duydum. Halisünasyon dedikleri bu olmalıydı. Ne idüğü belirsiz insan sesleri. Düşündüm, heralde dedim karabasanlar bastı (Karabasan hurafe değil gerçektir). Ardından sanki biri beynimi almış avcunun içine mıncıklıyordu (Fiziksel olarak, gerçek anlamıyla). Kalkmaya çalıştım, olmadı. İkinci uğraşımda kalktım. Saat 7 küsürdü. TOEFL sınavı dolayısıyla 10:30′da Kadıköy’de olmam gerektiği için 8:30′da kalkmayı planlıyordum. Geri yattım.
Uyurken 8:20′ye kurduğum saati duymamışım. Derken odaya yabancı bir adam girdi. “Sedat kim?” dedi. Hiç “Sedat değil Sidat!” muhabbetine girmeden “Benim, hayırdır?” dedim. “Annen aradı, sınavın varmış, uyan” dedi. Ben de şükranlarımı belirttim ve uyandım. Uyandığımda bir sorun vardı, vücut sıcaklığım düşmüş olmalı ki tir tir titriyordum. Baya sıcak bir duş alıp kendime geldim. Sınav şartlarını son kez okudum ve imzalı kimlik olan ehliyetin de alınması gerektiğinin farkına vardım ve Kadıköy’e koyuldum.
Sınav yeri İLM’ye girerken bir adam bana yanaştı ve İstanbul Lisan Merkezi tabelasına bakarak “Lisans merkezi ne demek?” dedi. “Dil kursu” dedim. Elindeki kartuş broşürlerden birini bana uzatarak “Şunu içeri versene” dedi. Ben de kıllandım, “Sen ver” dedim. “Tamam, bilgisayarın varsa sende kalsın” dedi.
Saat 10, içeri girdim. Sınava girilecek yeri bulmanın rahatlığıyla bir WC’ye turladım. 4 saat sürecek sınav 11′de başladı. 1 saat reading ve 1 saat listening’ten sonra 10 dakkalık ara verildi. Ardından 1 saat speaking ve 1 saat writing oldu. Speaking dışında (en azından beklediğimden) iyi geçti. Sınav bitimi doğru yurda geldim.
Dışarısı yağmurlu olduğu ve su geçirmeyen ayakkabım olmadığı için (inşallah yarın alacam) iftarı odada (tarihi geçmiş bir kutu çiğköfte ve bir dilim peynirle) yaptım. İBB bursuna da başvurmaya çalıştım. Herşey orrayt şimdilik. Hayırlısı…