Seamus Siddeley

aka isidat

Taşındık!

Nisan28

2010 geldi blog devri bitti dediler biz de yazanemizi iki blok öteye, Facebook’a taşıdık.

Facebook/isidat

Yarının İşini Bugüne Bırakma

Eylül23

24eylulBugünün gazetesini tutmak, film ve dizilerdeki oyuncunun diğer bir oyuncuya o gün yaşadığını göstermek için kullandığı bir yöntemdir. Aklımda kalan tek örnek Prison Break’ten. Sara’nın yaşadığını Michael’a ispatlamak için Sara’nın elinde o günün gazetesini tutarken çekilmiş fotosunu gösteriyorlardı <bkz>. Bundan böyle bu yöntem tarihe geçti. Bugün 23 Eylül ve bayiden aldığım haftalık mecmuamın üzerinde 24 Eylül yazıyor.

GoDaddy In, Yahoo Out

Ağustos21

1.İzahat
Bundan tam iki yıl önce ucuza domain hizmeti veren bir yer arıyorken Yahoo sadece 1.99 dolarlık bir teklifle karanlık mağaramın ucunda bir ışık hüzmesi gibi belirmişti. Bu hamlesiyle sevgimi ve saygımı kazanan Yahoo, geçen sene domain’imi 35 dolara otomatik yenilemiş ve bende başka bir registrar‘a geçme isteği uyandırmıştı. Tabi zekilikten (!) otomatik yenilemeyi kapatmayı akıl edemedim ve planı iptal edip emektar GoDaddy’ye transfer oldum. 10 gündür dükkanın kapalı olmasının sebebi bu.

2.Methiye
godaddyGoDaddy’yi tanırım, iyi çocuktur. Kendisi ile bir senelik geçmişim; domain ve hosting alıp vermişliğim var. Ücretleri gayet uygun, özellikleri zengin, eşantiyon (70 dolar değerinde) Face ve Adwords reklamı veriyor ve kendisini rakiplerinden ayıran en önemli özelliği müşteri canlısı bir help center sahibi olması. Bir de Bob Parsons isimli ilginçimsi bir patronu var.

3.Dipnot
a.Arşivden referans gösterdiğim yazıdaki yemek resimlerine kalbinden sorunu olanların oruçken bakmaması tavsiye edilir. Çünkü çok özel yemek bunlar, Paris’te Şam’da bulamazsınız emsallerini.
b.Dükkan kapalı olduğundan Enstantane Paketi 12‘yi okuyamayan varsa buradan buyrun. En beğendiğim pakettir kendisi, tavsiye ederim.

Bi Şekilde…

Mayıs25

Dünya işlerine kendimi fazlaca kaptırdığımdan dolayı çok uzun bir süredir (dile kolay bir ay olmuş) yazamadım. Halen yaşıyorum Allah’a şükür:) Yazasım da geldi bazen, o ihtiyacı hissettiğim zamanlar oldu ama “O kadar zamandır yazmadım, başlamak için megasonik bir yazı yazmalıyım” diye düşündüm. Sonra vazgeçtim, “megasonik yazı kim sen kim” dedim ve bir şekilde bir yazıyla başlayayım dedim.

Aslında “bi şekilde” lafını hiç sevmem. Bu laf bir “bence”, “öyle yada böyle”, “nasılsa”, “valla ben anlamam”, “galiba” gibi pis bir sözdür, hatta içlerindeki en pisidir. Çünkü “bi şekilde” sözünü kullanan insan cimridir. Bir şeyi yapacağını söyler ama ne şekilde yapacağını söylemez. Ya ne şekilde yapacağını paylaşmak istemez ya da (büyük ihtimalle) ne şekilde yapacağını kendisi de bilmez. Ama olsun, “bir şekilde” diyeni severim yine de.

Evet, sırf bir şeyler yazmak için kendimi bitirdiğimin farkındayım. Bir süredir bloğuna neden yazmadığını belirtme ihtiyacı duyanların bu tip yazılarını okurken çok sıkılırdım, içimden “banane neden yazmadığından” diye geçirirdim ve daha fazla tahammül edemeyip sekmesinin x’ine darbeyi indirirdim. Yazı bitmeden x’i yemek istemediğimden acilen bitiriyorum, bitti. İyi x’ler…

Happy Birthday Seamus…

Ocak5

Zavallı adam “Canavar” diye hitap ettiği sevgili laptopunun hastalanmasına çok üzülmüştü. Hekimler harddisk’inin yenilenmesi gerektiğini söylüyordu. Elden birşey gelmiyordu. Canavarsız geçireceği iki haftanın ilk haftasının sonuna ancak geliniyordu. Adam, günlük bilgisayar ihtiyacını saat 24′e kadar açık olan üniversite kütüphanesinde karşılamaya çalışıyordu. Kulaklığını ve flash belleğini cebine koyup beresi ve atkısını takmış hade Ocak’ın ayazında, kah sağnak yağmur, kah kar altında mekik dokuyordu yurdu ve kütüphanesi arasında. Müzik arşivi de Canavar’da kaldığı için pili çabucak biten mp3 player’inde internetten indirebildiği 6-7 şarkısını döndüre dödüre çalıyordu. O şarkıları o kadar içselleştirmişti ki artık hayatının hangi evresinde onları duysa bu halini hatırlayacaktı.

Adam bir gün önceki 1 Ocak yılbaşı tatilini kadim arkadaşıyla tarihi İstanbul sokaklarında derviş misali gezerek geçirmişti. Onla her gezdiğinde, hasbihal ettiğinde zihnini şarz etmiş hissediyordu. Kafasında anlatılacak bir çok şey biriktirmişti ancak onlar birikmişliğin verdiği durgunlukla zamanla birlikte yok oluyorlardı. Artık bir hamle yapma vakti gelmişti, bir şekilde adam kendini ifade etmeliydi. Uzun zamandır bir blog kurmak düşüncesine sahipti hatta başarısız birkaç deneyimi bile vardı ama yeterli değildi. Kütüphaneye gitti, blogspot.com’a girdi ve böylece “Seamus Siddeley” dünyaya geldi.

Doğumgünün kutlu olsun Seamus Siddeley…

PS: Google adeta sitemin doğum yıldönümünü kutlarmış gibi sıfır olan pagerankini bugün itibariyle bire yükseltti.

PPS: Bu postu 2 ocakta gönderecektim ama server’in azizliğine uğradım. Hatta anti reklam yapayım: Rodosweb’den uzak durun!

« Eski Yazılar

Sosyalizm & isidat

Web Sitelerim
Official Logo
Translate
Takipteyim
Sertalp Bilal Mühendis-i Geyik E-Miray bilinçsiz 00100100 Umut Sarıkaya BLOGobik Fikir Bulutu İbrahim Nergiz Esidat Saçsız Kral ŞMVD Malın Gözü
-->

BenimFontum