Yayınevi Kurmak
Özellikle özel sektörde çalışmaya karşı olduğumu belirttiğim ve gelecekte midemin yeterli kısmını doldurmak için aradığım alternatif yolları paylaştığım kategori olan Business’a yeni bir yazı daha. Bu sefer ki fikrim bir yayınevi açmak. Evet; mühendislik okumuş biri için yayınevi açmak tecrübe, sermaye, girişimcilik gerektiren önemli bir mesele. Kime bu fikri açtıysam “Ee, o kadar bilgisayar okudun, boşa mıydı yani?” gibisinden tepkiler aldım. Ancak bilgisayar okumanın sonrasında çalışılacak iş yelpazesini yalnızca bilgisayar işleriyle sınırlamak bana doğru gelmiyor. Eğer kişi kendini mutlu hissettiği ne iş varsa onu yapmalı. Mutlu olunmayan işten hayır gelmez, der susarım. Ancak sıradan bir yayınevinin yaptığı kartvizit, davetiye, broşür basmanın yanında çok büyük projeleri hayata geçirmek istiyorum.
İlki geçende de bahsettiğim özelleşmiş gazete olayı. Sadece bu proje bir medya patronu olmam için yeterli sanıyorum. Özetle yapacağım iş, insanlara kendi istedikleri kaynaklardan derlenmiş bir gazete basıp sabahın erken saatlerinde evlerinin kapısına bırakmak. Bence bu olay bildiğimiz gazete denen şeyi tarihten siler. İnsanın kendi istediği şey varken neden başkasının ona sunduğu şeyi okusun? Evet, maliyetinin ve uğraşının daha fazla olacağını, imkansıza yakın zorlukta bir iş olduğunu kabul ediyorum ama bu konuda her zaman iyimserim. Başarısızlığa uğrayabileceğim tek etkenin fikrimin kapılıp başkaları tarafından uygulanması. O yüzden şahit olun, biri çıkıp bunu yaparsa ona “Hoop, bu Mr. Seamus’un fikriydi!” deyiverin.
Yayınevi kurduğum zaman uygulamayı düşündüğüm ikinci önemli proje ise “Blog Kitapçılığı” (© isidat). Blog kitapçılığı denen hadise de bildiğimiz blogları kitaba basıp satma işi. Netten beleşe okumak varken neden kitaba basalım? Bir, insan olduğumuz için her zaman nette olmuyoruz (İETT’de, koridorda birini beklerken…); iki, krem rengi kağıttan (kitaptan) okumanın zevkini gözü yoran monitör ekranı veremiyor. Öyleyse kitaba basılabilecek kalitedeki blogları derleyip basacaksın, ver edeceksin kitapçılara. İnsanların kafasında ilginç bir imaj bırakmak için her birinin kapağına “Blog kitabı” olduğunu belirten janjanlı, logomsu, grafikimsi bir şey koyacaksın, sonra al sana satış patlamaları, baskı üstüne baskılar…
Önem sırasına göre sıralayacak olursam yayınevi açmamda ki üçüncü sebep “İlginçlikler Kitabı” basmak. Devir ilginçlikler devri, ilgincin her çeşidi makbul bu zamanlarda (bkz: Cahillikler Kitabı). Benimkisinin formatı biraz daha farklı. Kitapta, bilimin henüz cevap getiremediği konulara değineceğim. UFO’lar, komplo teorileri, paradokslar, aynı boyutu olmasa da aynı yeri paylaştığımız canlılar, zamanda yolculuk, ışınlanma gibi konuların yanında; gelecekle ilgili bilimkurgumsu yargılarımı da belli kaynaklara dayandırıp insanlara empoze etmeyi düşündüğüm bir kitap. Bu konulara çok ilgiliyim ve zaman buldukça haklarında okurum. Ancak tabiki kitap yazacak seviyede değilim. Olur da ilk iki maddede başarıya ulaşırsam bu madde üzerinde çalışmalara da başlayacağım.
Henüz başlamamış olsam da bir bitirme projemin var olması gerçeği bu hedeflerin yaza uzamasına sebep olacak. Belki de yaza kadar kafama başka iş fikirleri gelecek. Ama yok yok, bu fikir en güzeli. Üçünde de başarılı olma ihtimalim çok az ama ya tutarsa?

