Seamus Siddeley

aka isidat

İş Görüşüyorum

Kasım14

Büyük ihtimalle mezuniyetime merdiven dayıyorum. Yakın zaman içinde çoğu arkadaşımın çalışmaya başlaması ve değirmen sularımda kesintilerin baş göstereceği gerçeği çalışma duygumu tetikledi ve kariyer sitelerinden 30 küsür yere başvurdum. Eskiden kariyer sitelerinden staj için yaptığım 7 başvurunun 6’sının cevapsız kalıp, birinin reddedilmesi bu sitelere inancımı yitirmeme sebep olsa da “belki” dedim ve başvurdum işte. İkisi geri döndü. Bu aralar biri Gebze’de biri Maslak’ta olan bu iki firmayla hayatımın ilk iş görüşmelerini yapıyorum. Hayırlısı bakalım.

kiravatEskiden “iş görüşmesi” olayından çok korkuyordum ama bu korkumu “The Pursuit Of Happiness” filmiyle yendim. Eğer varsa korkanınız bu filmi tavsiye ederim, zerre korku bırakmıyor, ilaç gibi birşey, bir kerede atamayan ikinciye izlesin, garanti. Bir de ortalıkta “İş görüşmesinde takım giymeyenleri köşeye sıkıştırıp çok pis dövüyorlarmış” diye bir efsane dolaşıyor. Bu tehdite kulak verip ceketsiz de olsa takım giyip gittim hep. Gördüm, iş görüşmesine gelenlerden normal giyinenler de vardı, bir zararını görmediler (en azından fiziksel olarak). Üstteki resimde kıravatımın bir parçasını görebilirsiniz :)

hediyeGittiğim son yer sınavların sonunda bana içinde dinazor maketi ve iri bir elma da içeren hediye dolu bir paket verdi. Çok mutlu oldum. Mümkünse, gücünüz yetiyorsa birilerine hediye vermenizi çok tavsiye ederim. Vermeyebilirlerdi de. Veren için çok az, alan için çok şey değişiyor (neyse çok abartmıyım). İşte o hediyeler:

Bob Parsons’ın 16 Kuralı

Ekim13

Herkesin gönüllü yada mecburen uyduğu en az bir kurallar bütünü vardır. Mesela her TC vatandaşı, TC anayasasının çizdiği sınırlar içinde yaşamaya çalışır. Vergisini verir, hırsızlık yapmaz, adam öldürmez falan filan. Üstüne müslümansa uymak zorunda olduğu kurallara M\TC kümesideki kurallar da eklenir [M:müslümanlık, TC: TC anayasası, \:fark işareti]. Daha ne kadar varsa bu küme böyle uzayıp gider. Galiba bolca kural içinde yaşamayı seviyoruz ki sürekli yeni kurallar bulup bunları kendi kural kümemize ekliyoruz (taksit yapmamalıyım, bloğa reklam almamalıyım gibi).

Hayatında uyguladığı kural sayısı çok olan insanlara özeniyorum. Çünkü bir insanın ne kadar çok kendi kuralı varsa [eğer onları bir yerden copy-paste yapmadılarsa] o kadar hayat tecrübesi var demektir. Böyle bir arkadaşı ilk lise yıllarımda tanıdım. Defterinin arkasına [1- Erken kalk, 2- Ders çalış (Allah çalışana verir) diye başlayan] kurallar listesi çıkartmıştı ve onları uygulamaya çalışıyordu. Şimdi uyguluyor mudur bilmem ama o zaman onun benim gözümdeki yerini ancak “Aşmış” kelimesi karşılayabiliyordu. Durum ben de nasıl? Şimdiye kadar kendi kurallarımı yazılı şekilde henüz ortaya koymadım ama biriktiriyorum, kararlı faza ulaşırsa buradan cümle aleme duyururum.

bob-parsons-go-daddy-founderNeyse, yazının asıl konusu GoDaddy CEO ve kurucusu Bob Parsons’un iş ve yaşamı düzenlediğini iddia ettiği 16 kuralıydı, girişi biraz uzattık. Zaten kurallara zaafım var, bir de 16 maddelik paket halinde sunulunca onlara hayran olmaktan kendimi alamadım. Vlogundaki her videosunun sonunda bu kurallarından birini söylüyor. Sağolsun bir de toplamış hepsini [yapılmışı var], bir sayfada yayınlamış. Bu kurallara kulak vermek lazım, çünkü GoDaddy internet domain tescili pazarında yüzde 28′lik payıyla en yakın rakibini 3′e katlayan [özetle gayet başarılı] bir şirket ve adam ayaklı bir başarı hikayesi. Şimdi bu kuralları dilimin döndüğünce Türkçe’ye çevirmeye çalışacağım. Açıklamalı orjinali burada.

1- Rahatlık bölgenizden uzak durun
2- Asla pes etmeyin
3- Tam pes ettiğiniz an başarıya sandığınızdan daha yakın olduğunuz andır
4- Sadece sizi üzebilecek en kötü şeyi kabüllenmekle kalmayın, bunun ne büyüklükte kötü olabileceğini de hesaba katın
5- Olmasını istediğiniz şey üzerine odaklanın
6- İşlerinizi günlük değerlendirin
7- Her zaman ilerleyin
8- Karar vermede çabuk olun
9- Herşeyin önemini ölçün
10- İyi yönetilmeyen herşey bozulur
11- Rakiplerinize dikkat edin, ama daha önemlisi ne yaptığınıza dikkat edin
12- Size kimsenin amirinizmiş gibi davranmasına izin vermeyin
13- Hayattan adil olmasını beklemeyin
14- Kendi problemlerinizi kendiniz çözün
15- Kendinizi çok da kafaya takmayın
16- Her zaman gülmek için bir sebep olduğunu unutmayın

PS: Harry‘nin ve Barney‘in de kurallarına seferlerimiz başlamıştır.

Benim Fontum – Kendi Fontunu Yap!

Ekim7

A5′im
Geçen sene aklıma bir blog açma fikri gelmişti. E burası zaten varken ikinci bir bloğa ne gerek vardı? Şöyle ki, bu blog tamamen elle yazılmış olduğu için farklı olacaktı. Yazı, kalemle bir A5′in üzerinde yazılacak, A5 taratılacak ve bloğa imaj olarak eklenecekti. Adresi de www.a5im.com olacaktı [4 harfli, hala alınmamış, cool bir domain, isteyen alabilir]. Gel gör ki, el yazımın çirkinliğinden ve üşendiğimden dolayı bu fikri rafa kaldırdım.
Font Creator
Ardından kendi yazı tipimi (fontumu) oluşturmak istedim. Googleladığımda bu işin üstadının Font Creator diye bir program olduğunu gördüm. Program her harfinizi tek tek tanıtmanız sonucu size yazı tipinizi veriyor, ayrıca hali hazırdaki fontların istediğiniz harflerini kendi zevkinize göre düzenleme imkanı sunuyor. Ancak ne yazık ki her harfi çizip, tek tek taratmak ve programa tanıtmak pek kullanıcı dostu olmayan bir çözüm.
YourFonts.Com
Font düzenleme işinde Font Creator’ü yapan High-Logic firmasının üzerine bir yer yok [En azından onlar böyle iddia ediyor]. Sitelerine girdiğimde fontu online (program kurmadan) oluşturmak için bir de YourFonts adında web sitesi yaptıklarını gördüm. Site hazır şablona çizdiğiniz harfleri işleyip ttf uzantılı font dosyasınızı oluşturuyordu. Hemen çiziktirdim birşeyler ve fontumu denemeye koyuldum.  Şablonları Ş, İ, Ğ gibi güzel Türkçe’mizdeki bazı harfleri kapsamadığından bunların yerini kocaman birer kare dolduruyordu. Tam fontumu beğenmiş, satın alacak kıvama gelmişken ŞİĞ’siz bir hayatın eksik olacağını düşünüp satın almaktan vazgeçtim. Siteye meramımı bildirdim ve yine de bu güzel işi gördüklerinden dolayı gözlerinden öptüğümü söylemekten de geri kalmadım.
Benim Fontum
Siteden tam çıkarken “Join the Reseller Program” ibaresi gözüme çarptı. Yani bir nevi ticaret. Toptan ucuza alıp sitende istediğin fiyata sat diyorlardı. Türkçe karakterleri de katarsan alırım dedim, olur dediler. Sağolsunlar, yardımları sayesinde site (BenimFontum.com) iki günde kullanıma hazır hale geldi. Yazıcı ve tarayıcıya sahip biri için 8 kolay adımda font ücretsiz hazırlanıyor, memnun kalanlara 13 $ karşılığında satılıyor. Şu aralar sitenin adını duyurmaya çalışıyoruz. Yine sağolsunlar TeknoBeyin, E-Miray ve BilgiServisim siteyi tanıtan yazı hazırladılar. Yakında inşallah ekmeğini yeriz bakalım.

Dış Basında Türkiye

Mayıs28

logoBusiness kategorisinde el atmadığım bir medya sektörü kalmıştı, o da oldu. Düşünün ki Türkiye haberleri içeren bir haber sitesi var ve kaynağı sadece dış basın. Kim merak etmedi ki, Erdoğan’ın Davos çıkışından sonraki gün Arap ve İsrail medyası ne yazdığını; yada Galatasaray’ın UEFA kupasını alması hakkında Avrupa basınının ne söylediğini. Uluslararası ortamda özellikle başarılı olduğumuz zamanlar yabancıların bizi övmesini çok seviyoruz. “Türkler yaptı yine yapacaklarını”, “Türk kadar cesur” gibi manşetleri atılırken biz de coştukça coşuyoruz. Ülkemizde bu tip haberler peynir ekmek gibi tutulmasına rağmen sadece buna odaklı haber üreten hiçbir haber sitesi yoktu. Bu fikir güzel abim Umut Sarıkaya’nın bir karikatürü sayesinde aklıma geldi. Karikatür herşeyi anlatıyor zaten.

Ortağımla birlikte iki günlük hummalı bir çalışma sonucu site hazır hale geldi. Şimdi içini doldurma zamanı geldi. İngilizce’sine güvenen, çeviriden hoşlanan, yazın boş durmak yerine hafiften para kazanmak isteyen varsa bir mail atıversin gari.

İç Hesaplaşma

Nisan4

Öğrencilik hayatımın sonlarına doğru yaklaşırken beynimin karar alma mekanizmasında çeşitli fikirlerin temsilcileri arasında yakın geleceğim hakkında  hararetli tartışmalar dönmekte. Ara sıra bu gruplar arasında seçimler düzenliyorum ancak sonuç hep koalisyon. Olsa olsa dönemsel iktidarlar oluyor (ki bu konuma gelenlerin, fikirlerini  Business kategorisi altında dile getirmesine olanak sunuyorum). Ancak bazı diğer insanlarda olan kalıcı hedef kavramı bende yok. Daldan dala atlıyorum; memurluk, akademi, özel sektör, girişimcilik arasında. Son günlerde onların bu tartışmasına kulak kabarttım ve duyduklarımı bu yazıda paylaşmaya karar verdim.

Konuşmalara geçmeden önce fikirlerin oy oranlarını vermekte yarar var. Bir önceki seçimde akademi partisi (AP) yüzde 50 oyla birinci parti geliyordu. Onu yüzde 30 oyla girişimcilik, yüzde 20 oyla memurluk izliyordu. Ancak bu hafta sonuçlanan son seçimlerde sıralamalar bir hayli değişti. Bu seçimde özel sektör partisi yüzde 40 oy, akademi partisi yüzde 20, memurluk partisi yüzde 20 ve girişimcilik partisi yüzde 20 aldı. En önemli sonuç muhakkak ki özel sektör partisinin (ÖSP) meclise girmesi, hatta lider olması oldu. Bir yılı aşkın süredir özel sektöre düşman tavır sergileyen, ona bir tek oyunu dahi bağışlamayan seçmenimin yüzde 40 gibi bir oyla ÖSP’yi tek başına iktidara getiren neydi? Bunu ÖSP ve AP arasında geçen ibretlik diyalogdan anlayalım:

ÖSP: Sayın AP temsilcileri, yolunuz yol değil. Bir sevdayla gözükara atılıyorsunuz akademi yollarına. Size klişe haline gelse de şu soruyu sorarım: “Asıl seçimlerde iktidara gelmeniz halinde beş sene sonra Seamus’un halini nerede görüyorsunuz?”
AP: Efendim, beş seneye master biter, doktora da bitmek üzere olur.
ÖSP: Yani beş koca yıl geçti, değişen bir şey yok diyorsun. Yine tez, yine tez. Üstelik biter demek? Onun bu tip araştırma konularına ilgili olmadığını sağır sultan duydu. 17 yıldır okulda adam, bir zamandan sonra bıktı haliyle o da. Neyse, diyelim ki bitirdi, sonra?
AP: Ve Seamus gelir 28 yaşına. En iyi ihtimalle iki seneye doktora biter, bir de askere gidip gelir.
ÖSP: Oldu sana 31? Daha araştırma yapacak da, terfi edecek de, çoluk çocuğa karışacak da, ev geçindirecek de, bir sürü iş… Dikkat ettiysen maddi bakımdan senle hiç yarışmıyorum bile. Gel yol yakınken vazgeç bu fikrinden. CV’ni hazırla, saflarıma katıl. Köle düzeni, möle düzeni ama para bende. Şöyle mesaisi belli, maaşı belli bir iş ayarlarız, gül gibi geçinip gider. Unutma, hayata karışmayı ertelemenin sana da bana da bir faydası dokunmaz.
AP: Abi, hani özel sektör yaşam tarzı bu bünyeye tersti? Radikal bir değişim senin bu söylediğin. Değişti demezler, döndü derler alimallah.
ÖSP: Bırak ne derlerse desinler canım. Eminim o da akademiyi kaldıramayacak, baksana daha bitirme projesini yapmaktan aciz. Projesini yapıp diplomasını alsın da öpsün başına koysun. Akademi onun neyine? O bir boy büyük gelir ona. Gelsin beni bir denesin en azından. Sarmadı mı, çeker gider istediği zaman.
AP: Söylediklerini mantıklı bulup onlardan etkilenmekle beraber kendi fikrimi herhangi bir arenada dile getirmekten çekinmeyeceğim ve asıl seçimlere adaylığımı koymaktan geri durmayacağım. Daha da senle söyleşmem. Kozumu seçimlere saklıyor, demokrasi kazansın diyorum.
ÖSP: Tabiki. Sonuçta ikimizde onun lehine çalışıyoruz. Hayırlısı olsun bakalım…

Ohh be, içimi döktüm rahatladım :)

« Eski Yazılar

Sosyalizm & isidat

Web Sitelerim
Official Logo
Translate
Takipteyim
Sertalp Bilal Mühendis-i Geyik E-Miray bilinçsiz 00100100 Umut Sarıkaya BLOGobik Fikir Bulutu İbrahim Nergiz Esidat Saçsız Kral ŞMVD Malın Gözü
-->

BenimFontum