Nisan4
Öğrencilik hayatımın sonlarına doğru yaklaşırken beynimin karar alma mekanizmasında çeşitli fikirlerin temsilcileri arasında yakın geleceğim hakkında hararetli tartışmalar dönmekte. Ara sıra bu gruplar arasında seçimler düzenliyorum ancak sonuç hep koalisyon. Olsa olsa dönemsel iktidarlar oluyor (ki bu konuma gelenlerin, fikirlerini Business kategorisi altında dile getirmesine olanak sunuyorum). Ancak bazı diğer insanlarda olan kalıcı hedef kavramı bende yok. Daldan dala atlıyorum; memurluk, akademi, özel sektör, girişimcilik arasında. Son günlerde onların bu tartışmasına kulak kabarttım ve duyduklarımı bu yazıda paylaşmaya karar verdim.
Konuşmalara geçmeden önce fikirlerin oy oranlarını vermekte yarar var. Bir önceki seçimde akademi partisi (AP) yüzde 50 oyla birinci parti geliyordu. Onu yüzde 30 oyla girişimcilik, yüzde 20 oyla memurluk izliyordu. Ancak bu hafta sonuçlanan son seçimlerde sıralamalar bir hayli değişti. Bu seçimde özel sektör partisi yüzde 40 oy, akademi partisi yüzde 20, memurluk partisi yüzde 20 ve girişimcilik partisi yüzde 20 aldı. En önemli sonuç muhakkak ki özel sektör partisinin (ÖSP) meclise girmesi, hatta lider olması oldu. Bir yılı aşkın süredir özel sektöre düşman tavır sergileyen, ona bir tek oyunu dahi bağışlamayan seçmenimin yüzde 40 gibi bir oyla ÖSP’yi tek başına iktidara getiren neydi? Bunu ÖSP ve AP arasında geçen ibretlik diyalogdan anlayalım:
ÖSP: Sayın AP temsilcileri, yolunuz yol değil. Bir sevdayla gözükara atılıyorsunuz akademi yollarına. Size klişe haline gelse de şu soruyu sorarım: “Asıl seçimlerde iktidara gelmeniz halinde beş sene sonra Seamus’un halini nerede görüyorsunuz?”
AP: Efendim, beş seneye master biter, doktora da bitmek üzere olur.
ÖSP: Yani beş koca yıl geçti, değişen bir şey yok diyorsun. Yine tez, yine tez. Üstelik biter demek? Onun bu tip araştırma konularına ilgili olmadığını sağır sultan duydu. 17 yıldır okulda adam, bir zamandan sonra bıktı haliyle o da. Neyse, diyelim ki bitirdi, sonra?
AP: Ve Seamus gelir 28 yaşına. En iyi ihtimalle iki seneye doktora biter, bir de askere gidip gelir.
ÖSP: Oldu sana 31? Daha araştırma yapacak da, terfi edecek de, çoluk çocuğa karışacak da, ev geçindirecek de, bir sürü iş… Dikkat ettiysen maddi bakımdan senle hiç yarışmıyorum bile. Gel yol yakınken vazgeç bu fikrinden. CV’ni hazırla, saflarıma katıl. Köle düzeni, möle düzeni ama para bende. Şöyle mesaisi belli, maaşı belli bir iş ayarlarız, gül gibi geçinip gider. Unutma, hayata karışmayı ertelemenin sana da bana da bir faydası dokunmaz.
AP: Abi, hani özel sektör yaşam tarzı bu bünyeye tersti? Radikal bir değişim senin bu söylediğin. Değişti demezler, döndü derler alimallah.
ÖSP: Bırak ne derlerse desinler canım. Eminim o da akademiyi kaldıramayacak, baksana daha bitirme projesini yapmaktan aciz. Projesini yapıp diplomasını alsın da öpsün başına koysun. Akademi onun neyine? O bir boy büyük gelir ona. Gelsin beni bir denesin en azından. Sarmadı mı, çeker gider istediği zaman.
AP: Söylediklerini mantıklı bulup onlardan etkilenmekle beraber kendi fikrimi herhangi bir arenada dile getirmekten çekinmeyeceğim ve asıl seçimlere adaylığımı koymaktan geri durmayacağım. Daha da senle söyleşmem. Kozumu seçimlere saklıyor, demokrasi kazansın diyorum.
ÖSP: Tabiki. Sonuçta ikimizde onun lehine çalışıyoruz. Hayırlısı olsun bakalım…
Ohh be, içimi döktüm rahatladım