Seamus Siddeley

aka isidat

Isı Maddedir

Ekim12

33_15_57---Fire-Flame-Textures_webFizik kanunlarını alt üst eden bir tespit sunuyorum: Isı enerji değil, maddedir. (© isidat) Kimsenin bana inanmayacağından [kendime kendim bile inanmıyorum çünkü] emin olsam da iddia ediyorum bunu. Bu tip girişimin en son örneğini Erke Dönergeci’nin mucitleri yapmıştı ve önce bilim adamlarının sonra da halkın gözünde çakaloz olmuşlardı [Bu arada çakaloz'un ne anlama geldiği hakkında en ufak fikrim yok, cümleye cuk diye oturduğu için ifade ettim].

Bu sıradışı önermeye nereden mi ulaştım? Isıyı gözlerimle gördüm. Her inandığımı görmem ama her gördüğüme inanırım. Isıyı daha önceleri de [mangalın üstündeki havadaki dalgalanmalar suretinde (bildin sen)]  görmüştüm, ama bunun yalnızca ateşin kuyruğu olduğunu düşünüyordum. Zira ateşi görmek insanları nasıl şaşırtmıyorsa üzerindeki dalgalanmaları görmenin de şaşırtıcı olmaması gayet doğal birşey olmalıydı. Ancak inanır mısınız sevgili dostlarım bugün aynı efekti ateş olmadan gördüm. Yemekhanede yemek yerken [en yakın ateş kaynağının minimum 100 metre uzağındaki] masanın altında ısının hava üzerindeki oynaşmalarına şahit oldum. Peki bu şahadet dünyayı değiştirecek, fizik kurallarını yerinden oynatacak bir iddia ortaya atmaya yeterli bir kanıt mıdır diye soracak olursanız, değil derim. Ama şunu da eklerim ki, eğer gözlerimde bir sorun yoksa, ısı maddedir.

einstein14Bu teoriyi geyiklikten ciddiyete taşıyacak olursam, Erkecilerin düştüğü pozisyona düşeceğimin farkındayım. O yüzden burada kesiyorum. İlerde bilim bunu ispatlarsa fikir babası Seamus’tur deseler bana yeter. Zaten bu bilim adamlarına saygı duymakla beraber hafiften uyuz olmuyorum değil. Mesela Einstein yada Cern Deneycileri “doğmadan önce hepimiz çiçektik”, “zamanın hızı dünyadaki kurbağa populasyonuyla ters orantılıdır” gibisinden kulağa saçma gelen teoriler ortaya atsa inanırlar ve ayakta alkışlarlar ve hatta bulana Nobel filan birşeyler verirler, ama Erkeciler “enerji bedelsiz üretilebilir” dedi mi onları “termodinamik kanunu cahilliği” ile suçlarlar.

PS: Biraz önce “Bloğun kalitesi düştü”, “Böyle yazacaksan hiç yazma” diye düşünenlerin sesleri kulağıma geldi. Yazıyı yazdıktan sonra yayınlasam mı diye gerçekten düşünmüştüm, o kadar yazdık bari ziyan olmasın, yayınlayayım dedim. Sonuçta hep ilim irfan anlatacak değiliz ya, şunun şurası kırk yılda bir coşkumuz gelmiş, blogda birazcık “totally pointless” yazılar da bulunsun. Özgün olsun, bizim olsun.

Güneşle Yarış

Eylül1

gunesyarisiÇocukken (sallıyorum) Amerika’da sahur yapıp uçakla hop Türkiye’de gelmek ve sinsi gibi orucumu burada açmayı hayal ediyordum. O zamanlar bu düşüncemin nedenini biraz daha az aç kalmak sansam da asıl amacın güneşin doğudan batıya hareket ettiği gerçeğini öğrenmem ve bu bilgiyi gündelik hayatta kullanınca kendimi mutlu hissetmem olduğunu anladım. Şimdi bu gerçeği biraz deşelim.

İki gün önce kardeşimin üniversiteye kaydı vesilesiyle Ankara’ya gittim. Dönüşte otobüsün blaupunkt‘undaki diziyi izlerken üstte yazan “Hakkari’de iftar vakti” yazısını görmemle güneşin Misak-ı Milli sınırlarından çıkmaya başlamakta olduğunu farkettim. O sırada Bursa / İnegöl civarlarındaydım ve batıya, Bandırma’ya gidiyordum. Resmen güneşle yarışa tutuşmuştuk. Bandırma’ya önce varan kazanacaktı, benim Hakkari İnegöl arası bir avansım vardı.

İşin hesabı kitabı şöyle. Bu paralelde yılın bu zamanlarında güneşin hızı 1250 km/h. Otobüsün ise [ortalama] 80 km/h. Ben Bursa diyorum, o Malatya diyor; ben Karacabey diyorum, o Konya diyor. Ben bir adım atıyorum o 15 adım. Çitadan kaçan ceylan gibiydim. Sonunda hızıma yetişemedi, yarışı kazandım :)

PS: 1250 km/h’un bir miktar ifade edebilmesi açısından ek bilgi: Ortalama yolcu uçağı hızı=800 km/h, F-16 maksimum hızı=2700 km/h.

PPS: Hayatımın çıplak gözle gördüğüm ilk hızlı treniyle bu yarış günü tanıştım.

Yazıyla alakasız not: Alpay Erdem Uykusuz’da! Şu yazımdaki 4. maddeyi dikkakte alan Uykusuz yetkililerine teşekkürü bir borç bilirim. Ne desem yapıyorlar, sağolsunlar.

Dejavu Üzerine İki Kelam

Ağustos30

Kelam #1:

Dejavu,yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusudur. Ânı daha önceden yaşamışlık halidir. Fransızca; déjà (daha önceden) ve voir (görmek) fiilinin geçmiş zamanda çekimi olan vu nun birleşiminden türemiştir.

Nedenleri:Beynin, yorgunluk veya başka sebeplerden dolayı bir görüntü, ses, vb. herhangi bir girdiyi, giriş anı sırasında algılayamamasından kaynaklanabilir. Beyin bu girdiyi algıladığında kişi bu olayı daha önce yaşadığı hissine kapılabilir.

Ayrıca, beynin sağ lobu ile sol lobunun milisaniyeden daha küçük bir zaman farkı ile çalışmasından da kaynaklanabilir. Bir taraf diğer taraftan önce algıladığı için, geç algılayan taraf bu olayın daha önce yaşanmış olduğu yanılsamasına kapılır. Bu durum sinir aksonlarındaki küçük bir sapmadan kaynaklanır. Yoğun miktarda alkol alımının ertesi sabahı (akşamdan kalma iken) gerçekleşme ihtimali yüksektir.

diyor wiki. Bu iki nedene alternatif bir neden aklıma geldi. Bizim de bilime katkımız olsun. Şöyle ki:

Hayatımızda yer alan, ufak milyonlarca ayrıntılardan ibaret anların beynimiz tarafından approximate edilmesinden dolayı birbirlerine benzemeleri ve onları aynıymış gibi algılamamız.

dejavuÖrnek: Banyodaki lavaboda yüzümüzü yıkadıktan sonra kurulanmak için sağa döndüğümüzde havlunun sağ üst köşesinde küçücük kahverengi bir leke gördük diyelim. Milyon ayrıntıyı bırak, sadece bir önceki cümledeki ayrıntıların gerçekleşme ihtimali çok az. Birkaç saat sonra o leke yine orda duracak ve o fotoğrafı tekrar göreceğiz. Beyin de tekrar aynı görüntüyle karşı karşıya geldiği için şaşıracak ve cızz. Al sana dejavu!

Kelam #2:

Bir de ismini bulamadığım şöyle bir olay var (Bana oluyor sana da oluyor mu :? ). Mesela “bagel” kelimesini hayatımda ilk defa bugün duydum diyelim. Kısa bir süre sonra “bagel” kelimesiyle tamamen farklı bir ortamda rast gelmek. Bu şeyi google’da böyle aratamadığım (aratsam da bulamadığım) için ismi henüz bilinmiyor. Ama her neyse Dejavu gibi birşey olmalı. Size de oluyor mu bu şey? Literatürde ne diye geçtiğini bilen var mı?

PS: Bir de Dejavu diye bir film vardır. Top 3′ümdedir.

Oyundan Beklentim

Haziran4

Bilgisayar oyunlarını çok severim. En ilkelinden en son modeline kadar da zevkle oynarım. Ancak bir hayalim var: Oyunu direk oynamak. Yani monitöre, klavyeye, fareye ihtiyaç duymadan akıl kontrolüyle oynamak. Oyunda koşarken yorulmak, mermiyi azaltılmış şiddette hissetmek, çöldeysem terlemek, uçakta manevra yaparken g kuvvetini hissetmek istiyorum. Bir nevi Matrix gibi. Neyse detaylara girmeyeyim, sırf bu konudan bir yazı çıkar. Bütün bunların yapılmasının çok zor olduğunu biliyorum ama face’te rast geldiğim aşağıdaki video tüm umutlarımı yeşertti. Adamlar istediğim şeye yaklaşmışlar.

Allah’ım dünyada bana bu zevki tattırmadan canımı alma lütfen, amin.

PS: Vay be, ben de Facebook’a Face diyenler kervanına katıldım.

Manowar’a Söz Yazmaca

Şubat26

Gençlik yıllarımda dinlediğim bir gruptu Manowar. Şimdi ne yapar ne eder bilmem. Uzun süredir aklıma da gelmemişti, ta ki YouTube’da Hail and Kill parçasının videosuyla karşılaşıncaya kadar. Adamları farklı yapan şey (bana göre) şarkı sözlerinin gaza getirici olmasına rağmen bir o kadar basit olması. Şarkılarında blood, war, power gibi savaşa ait öğeler işliyorlar. İnternette “Hail and Kill” parçasının şarkısının şarkı sözlerini ararken karşıma şu entry çıktı. Eleman cidden olayı çözmüş. Aslında tüm albümlerindeki tüm şarkılar (of’ları and’leri saymazsak) 20 kelimeden ibaretmiş de haberimiz yokmuş. Bu araştırmaya ben de bir şeyler ekledim. Tüm şarkı sözlerinde en sık geçen 32 kelime ve hiçbiri 5 harfin üstünde değil. Üstelik neredeyse hepsi isim yada fiil.  Söz üretireken tek yaptıkları bu listeden bir kaç kelime seçip arasına “of”, “and”, “with” gibi kelimeler eklemek. Adamlar taktiği bulmuş.

Söz Sıklık
fight 154
die 129
metal 129
ride 121
blood 107
live 91
god 90
fire 85
Söz Sıklık
wind 84
world 82
kill 78
sky 75
king 75
one 73
power 70
call 68
Söz Sıklık
death 66
steel 65
sword 63
heart 62
stand 60
day 59
never 58
burn 56
Söz Sıklık
hear 55
hail 54
black 54
born 53
know 53
night 53
play 51
hand 49
« Eski Yazılar

Sosyalizm & isidat

Web Sitelerim
Official Logo
Translate
Takipteyim
Sertalp Bilal Mühendis-i Geyik E-Miray bilinçsiz 00100100 Umut Sarıkaya BLOGobik Fikir Bulutu İbrahim Nergiz Esidat Saçsız Kral ŞMVD Malın Gözü
-->

BenimFontum