Seamus Siddeley

aka isidat

Kongregate

Eylül5

Bilgisayar oyunlarından basit olanlarını daha çok severim. Basitten kastım grafik, senaryo vb. bakımından yani. Karışıklarına kafam pek basmaz zaten. Oyunun [prensesi kurtarmak gibi] elle tutulur bir amacı olmalı. Bu nedenle level level ilerlenilen, flash oyunları wow‘a, ageof‘a göre daha hoş görünür gözüme.

kongregate1Şimdi, 2.5 yıl önce tanıştığım bir oyun sitesi olan Kongregate’ten bahsedeceğim. Kraloyun, Miniclip, Mousebreaker üçlüsüyle takıldığım dönemlerde onun reklamıyla karşılaştım. Üyelerine para kazandırma gibi farklı bir özellikle piyasaya giriş yapacağını söylüyordu reklamlar. Gerçekten de birbirinin kopyası binlerce siteden biri değildi, bir değil birçok farklı özellikle doğmuştu.

Achievement
En güzeli “Achievement” (Başarı) sistemi. Nasıl yapmışlarsa oyun ile siteyi entegre etmişler ve oyunda istedikleri hedefi tamamlayınca hedefin zorluğuna göre puan, badge ve kart ödülleri veriyorlar. Kartlar sitenin kendi oyunu olan ve çok kartı olanın avantajlı olduğu Kongai isimli oyunda kullanılıyor. Kolay, orta, zor ve imkansız zorluklarındaki badge’ler ise oyuncuya sırasıyla 5, 15, 30, 60 puan kazandırıyor. Ayrıca oyunları oylamakla, arkadaşa tavsiye etmekle ve ses-çizim gibi katkıda bulunmakla da puan kazanılıyor. Puanınız arttıkça leveliniz artıyor. “Peki level artınca karizmadan başka ne oluyor” diye sormayın, çünkü henüz siteyi yapanlar da bilmiyorlar. Hala üzerinde çalıştıklarını ve ileride puanı çok olan oyunculara bazı ayrıcaklıklar sağlanacağını söylüyorlar.

Sosyallik
Çoğu oyun sitesinde olan üyelik ve arkadaşlık sistemine ek olarak oyun oynarken kullanmalık chat odaları, üyelerin sormak isteyecekleri şeyler ve oyun çözümleri için bir forum da var.

Siteye Katkı
Diğer sitelerden ayrılan en temel özelliği bu. Burası oyunu sadece oynayanların değil, yapanların da sitesi. Flash’la oyun hazırlamayı hiç bilmeyenler için bile ayrıntılı eğitim derslerinin verildiği bu site haftalık yarışmalardan kazandığı reklam paralarının yarısını oyun geliştiricileriyle paylaşıyor.

Slogan
“Kongregate continues to be the best site on the web to run away from all your life’s problems!” (Türkçe: “Kongregate yaşamınızdaki tüm problemlerden kaçabileceğiniz web üzerindeki en iyi site olmaya devam ediyor”) Yani adamlar dönüp dolaştırmadan nihai amaçlarını ifade ediyorlar. Hiç olmazsa açık sözlüler :D

Haydin hepimiz kongregator olalım!

PS: Demonhunter’a selamlar ;)

Kareli Kağıdı Seviyorum

Ağustos31

Şu koskoca ömrümde çizgilisinden çizgisine çeşit çeşit kağıtla iş yaptım. Ama hiçbiri benim üstümde kareli kağıdın bıraktığı etkiyi bırakamadı. Kareli kağıtta bir düzen var. Üstüne yazı da yazılır, resim de çizilir. Resim çizgisiz kağıda da çizilir ama karelide neyi ne kadar çizdiğini bilirsin.

Kareli kağıdın kafası kurnazlığa çalışmaz. O çok düşünmez, uygular. Eni boyu birdir. Cetvelin işini bile görür. Her zaman doğru bilgiyi verir, yanıltıcı değildir. Hatta bilinçaltımı biraz deşince gördüm ki sayısalı severek seçmemin nedeni de kareli kağıtmış.

kareliMasaüstümü kareli kağıt yaparak uzun süre sonra kareli kağıda iade-i itibar yaptım. Paint’te hazırladığım şu ufacık resmi “masaüstü arkaplanı olarak ayarla” ve “döşe” yapınca masaüstü bildiğin kareli kağıt oluyor. Varsa özleyen buyursun denesin.

Blog Teması Hafiften Değişti

Hatırladığınız üzere bloğun içerik yerinin arkaplan resmi; üstüne birşeyler dökülmüş, gri çizgili kağıt idi. Lekeleri kaldırdım ve çizgi rengini ilkokul defterlerindeki orjinal çizgi rengiyle değiştirdim. Satırların birbirinden uzaklığını biraz arttırdım. Pek kullanılmayacağından emin olsam da yazıları sosyal paylaşım sitelerinde paylaşma aparatı ekledim [Maksat teknolojiyi takip olsun]. Ve son olarak da Obama’nın twitter sayfaındaki gibi arkaplana surat efekti ekledim. Kabul ediyorum canım çok çekti, özentiyim işte.

PS: Bütün yazı boyunca kareli kağıdı öv, sonra arkaplanı çizgili kağıt yap diyenleri duyar gibiyim. Valla sonuna kadar haklısınız :)

Sonradan Gelen Edit: PS iptal!

Memurluk ve Blaupunkt

Ağustos7

oldİki gün önce hayatımda ilk defa Ankara’ya gittim. Çoğu insanın inançla öne sürdüğü “Ankara bir memur şehridir” hipotezini yerinde doğruladım. Tümevarım yapacak kadar yerini dolaşmadım ama heryeri memurlarla dolu. Yaz ve öğlen olmasına rağmen ceket-kıravat ikilisiyle sarmaş dolaş olmuş, elinde çanta, yer yer bıyıklı olmasına rağmen cildi her daim parlak, sadece yaş ve cinsiyete göre farklılıklar gösterebilen insanlar gözlemledim. Memurluk yolunu seçersem ve bir 30 yıl filan daha yaşarsam Ankara sokaklarında sağdaki insana benzer birine rast gelebilme olasılığınız yüksek.

Selam, ben Blaupunkt!
blaupunktEkseriyetle şehirlerarası otobüslerin baş ve orta kısımlarında yaşarım. Eskiden CD takarlardı, yolculara film gösterirdim. Bu aralar TV görevi görüyorum. Uyuyan yolcu olabileceği düşüncesiyle sesimi duyulmayacak seviyelere kadar kıssalar da bana yakın oturanlara hizmetimi sunarım, uzaktakiler de arada sırada meraktan resimlerime bakarlar.
blaupunkt_logoEvet, ismim Blaupunkt. İlk duyuşta kulağa garip geliyor ama çok az Almanca bilenlerin (örnek: isidat) ismimin Türkçesini keşfetmekteki gayretini ve (eğer punkt’u da keşfederse) sevincini hissettikçe bu garipliğin verdiği üzüntüyü unutuyorum. Laf aramızda, bu çok az Almanca bilenlere bu sevinci yaşatan kardeş markam da Schwarzkopf’tur.
Neyse kendimden bu kadar bahsettiğim yeter. Aha, biri power’a bastı, iyi seyahatler…

Bin Muhteşem Güneş

Temmuz22

Bin Muhteşem Güneş
Khaled Hosseini
SEN DE OKU!

Evimin en güzel yerinde (balkon), en nezih zaman diliminin (0-3 arası) sonlarına doğru bitirdim bu muhteşem kitabı. Yanlış yerde yanlış zamanda bulunuyorsa bir insanın başına nasıl belalar gelebileceği anlatılıyor. Gayet sürükleyici. Bir oturuşta bitiremedim ama bitirenler tespit edilmiş. Dikkat: Yandaki linkten kitabı satın alıp okursanız üzüm üzüm üzüntüler sizi bekliyor olacak!


“Senin kadar sersemini de görmedim! Seni umursadığını, evine kabul edeceğini sanıyorsun, ha? Seni kızı gibi görüyor… evine alacak, öyle mi? Bak sana ne diyeyim. Bir erkeğin kalbi fesat, habis birşeydir, Meryem. Bir annenin rahmine hiç benzemez. Kanamaz, sana yer açmak için genişlemez. Seni tek seven, benim. Bu dünyada sahip olduğun tek insan, benim; ben öldükten sonra, hiç kimsen kalmayacak. Hiçbir şeyin kalmayacak, bir hiç olacaksın!

Gidersen, ölürüm. Cin gelir, ben de kriz geçiririm. Görürsün bak, dilimi yutup boğulurum. Beni bırakma, Meryem co. Lütfen gitme. Gidersen yaşayamam.


PS: “Reklam ne ayak?” diyorsanız, valla kar amacı gütmüyorum. Kitap maliyetini amorti etsin yeter.

PPS: Sitenin sol alt köşesine şirin linkler içeren bir “Şirin Kutucuk” ekledim. IE’de biraz bozgunculuk çıkarabiliyor. Hala Firefox’a geçmediniz mi? isidat.com Firefox’ta izlenir!

[Varsa böyle birşey] PPPS: Saçları yine kazıdım ama resimdeki adam ben değilim. Kitapla alakasız bir yerden buldum, şaşırdım ve yazıya ekliyim dedim. Zaten kitabın Türkçe’si varken İngilizce’sinden niye okuyayım?

afganistan_33

KPSS’ye Girdim

Temmuz1

Sınavın Öncesi
İddia ediyorum; 2009 KPSS, hayatımda girdiğim sayısız sınav arasında hazırlığına en çok para (22 TL) harcadığım ikinci sınav (birincisi ÖSS tabiki). Enikonu gittim, 9 deneme sınavı içeren bir kitap aldım, 7’sini çözdüm. Puanlar 85-88 arasında seyrediyordu, geçen sene girdiğimde ise 86 almıştım. Adam akıllı bir yere girebilmek içinse 89 almam gerekiyordu. Genel kütür kısmından, özellikle vatandaşlık ve anayasa ilgili yerlerden hatrı sayılır miktarda yanlışlarım vardı. Bakalım sınavda da buralardan çok yanlış yapacakmıydım yoksa bir şekilde sorular sadece bildiğim yerlerden gelecek ve genel kültürden ful mu çekecektim? Az sonra.

yillar_yerlerÖsym (yada postacı) kendini aşan bir performans sergileyerek sınava giriş kimlik kartımı iki hafta öncesinden evime ulaştırdı. Kartta okul ismi olarak Balıkesir Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesi, adres olarak da Kasaplar Mah. Okul Sok. yazıyordu. Buraya kadar herşey normal ama adres Bandırma/Balıkesir ile bitiyordu. Hafiften kıllandım ama adresteki çelişkinin sadece tek kelimede (Bandırma) sınırlı kalması yolumu, hayatımın en uzun süresini üzerinde geçirdiğim Balıkesir’e düşürdü. (bkz: üstteki figür)

vedaEskiden otobüs ortamlarında kafamı döndürdüğü için kitap okuyamazdım ama bünyem alışmış olmalı ki gidiş-dönüş 3 saatlik yolda hiç sorun çekmeden Veda okuyabildim ve bitirdim de. Şimdi konumuz olmadığından kitabı anlatmaya kalkmayayım. Zaten yermeyi övmeye tercih ettiğimden, beğendiğim kitapları pek anlatamıyorum. Zira Aşk‘ı anlatırken harika ötesi demiş susmuştum.

Yurdumdan KPSS İzlenimleri
Alt başlığı “Yurdumdan KPSS Manzaraları” koymayı çok isterdim ama sınav salonuna cep telefonlarının alınmaması gibi saçma bir uygulamaya sahip bir ülkede yaşadığımdan ve fotoğraf makineme takabileceğim pillerimi şarz edecek şarz cihazımın uzak diyarlarda kalmasından dolayı izlenimlerimi manzaraya çevirecek bir imkan bulamadım. Sunabileceğim tek manzara Gugıl Görseller’den bulduğum bir adet Ösym mektup zarfı.

osszarfSınav yerini – Allah Gugıl Ört’te emeği geçenlerden razı olsun – elimle koymuş gibi buldum. Sınava 20 dakika vardı, okulun bahçesindeki bir pirkete oturdum. Etrafım 25-30 yaş ağırlıklı sınav insanlarıyla kaynıyordu. – Tüm genellemeler yalandır – hepsinin elinde mektup zarfı dahil sınava giriş kimlik kartı, kalem ve 500 ml su. Hiçbir zarf bir ÖSYM mektup zarfı kadar vazgeçilmez olamamıştır heralde. Heralde içindeki belgeleri en iyi koruyan gereç olduğuna inanıldığından yıllarca usanmadan taşınıyor temkinli Türk insanı modeli tarafından. Ben 5. ÖSYM sınavıma giriyorum daha yeni uygulamaya sokabildim zarfı sınav yerine getirmemeyi.

Yanımdaki sınav insanı öyle kendinden emin bir duruş sergiliyordu ki Obama’nın koltuğuna oturt ABD’yi yönetmeye başlasın, o kadar yani. Algıları o kadar açılmış ki sineklerin uçması dahil etrafta olan biten herşeyi takip edebiliyor. Buna rağmen algının birazı artıyor. Genişlettiği gözleriyle çevredeki rakiplerine adeta gözdağı veriyor, beyni için gerekli oksijeni temin edebilmek için sonuna kadar açtığı burun deliklerinden var gücüyle hava çekiyordu ciğerlerine. İşte gizlice de olsa fotoğrafını en çok çekmek istediğim şey bu koçyiğitti.

Sınav ve Sonrası
İngilizce kısmı dahil 3 saatlik bir sınavın ardından tüm stresimi atarak memleketime döndüm. Beklediğim mucize gerçekleşmedi ve 10 vatandaşlık sorusundan 7 yanlış 1 boşum çıktı. 0.25 net, buna da şükürdü :D İnşallah diğerlerinden kurtarırım.

« Eski YazılarYeni Yazılar »

Sosyalizm & isidat

Web Sitelerim
Official Logo
Translate
Takipteyim
Sertalp Bilal Mühendis-i Geyik E-Miray bilinçsiz 00100100 Umut Sarıkaya BLOGobik Fikir Bulutu İbrahim Nergiz Esidat Saçsız Kral ŞMVD Malın Gözü
-->

BenimFontum