Kongregate
Bilgisayar oyunlarından basit olanlarını daha çok severim. Basitten kastım grafik, senaryo vb. bakımından yani. Karışıklarına kafam pek basmaz zaten. Oyunun [prensesi kurtarmak gibi] elle tutulur bir amacı olmalı. Bu nedenle level level ilerlenilen, flash oyunları wow‘a, ageof‘a göre daha hoş görünür gözüme.
Şimdi, 2.5 yıl önce tanıştığım bir oyun sitesi olan Kongregate’ten bahsedeceğim. Kraloyun, Miniclip, Mousebreaker üçlüsüyle takıldığım dönemlerde onun reklamıyla karşılaştım. Üyelerine para kazandırma gibi farklı bir özellikle piyasaya giriş yapacağını söylüyordu reklamlar. Gerçekten de birbirinin kopyası binlerce siteden biri değildi, bir değil birçok farklı özellikle doğmuştu.
Achievement
En güzeli “Achievement” (Başarı) sistemi. Nasıl yapmışlarsa oyun ile siteyi entegre etmişler ve oyunda istedikleri hedefi tamamlayınca hedefin zorluğuna göre puan, badge ve kart ödülleri veriyorlar. Kartlar sitenin kendi oyunu olan ve çok kartı olanın avantajlı olduğu Kongai isimli oyunda kullanılıyor. Kolay, orta, zor ve imkansız zorluklarındaki badge’ler ise oyuncuya sırasıyla 5, 15, 30, 60 puan kazandırıyor. Ayrıca oyunları oylamakla, arkadaşa tavsiye etmekle ve ses-çizim gibi katkıda bulunmakla da puan kazanılıyor. Puanınız arttıkça leveliniz artıyor. “Peki level artınca karizmadan başka ne oluyor” diye sormayın, çünkü henüz siteyi yapanlar da bilmiyorlar. Hala üzerinde çalıştıklarını ve ileride puanı çok olan oyunculara bazı ayrıcaklıklar sağlanacağını söylüyorlar.
Sosyallik
Çoğu oyun sitesinde olan üyelik ve arkadaşlık sistemine ek olarak oyun oynarken kullanmalık chat odaları, üyelerin sormak isteyecekleri şeyler ve oyun çözümleri için bir forum da var.
Siteye Katkı
Diğer sitelerden ayrılan en temel özelliği bu. Burası oyunu sadece oynayanların değil, yapanların da sitesi. Flash’la oyun hazırlamayı hiç bilmeyenler için bile ayrıntılı eğitim derslerinin verildiği bu site haftalık yarışmalardan kazandığı reklam paralarının yarısını oyun geliştiricileriyle paylaşıyor.
Slogan
“Kongregate continues to be the best site on the web to run away from all your life’s problems!” (Türkçe: “Kongregate yaşamınızdaki tüm problemlerden kaçabileceğiniz web üzerindeki en iyi site olmaya devam ediyor”) Yani adamlar dönüp dolaştırmadan nihai amaçlarını ifade ediyorlar. Hiç olmazsa açık sözlüler
Haydin hepimiz kongregator olalım!
PS: Demonhunter’a selamlar

İki gün önce hayatımda ilk defa Ankara’ya gittim. Çoğu insanın inançla öne sürdüğü “Ankara bir memur şehridir” hipotezini yerinde doğruladım. Tümevarım yapacak kadar yerini dolaşmadım ama heryeri memurlarla dolu. Yaz ve öğlen olmasına rağmen ceket-kıravat ikilisiyle sarmaş dolaş olmuş, elinde çanta, yer yer bıyıklı olmasına rağmen cildi her daim parlak, sadece yaş ve cinsiyete göre farklılıklar gösterebilen insanlar gözlemledim. Memurluk yolunu seçersem ve bir 30 yıl filan daha yaşarsam Ankara sokaklarında sağdaki insana benzer birine rast gelebilme olasılığınız yüksek.
Ekseriyetle şehirlerarası otobüslerin baş ve orta kısımlarında yaşarım. Eskiden CD takarlardı, yolculara film gösterirdim. Bu aralar TV görevi görüyorum. Uyuyan yolcu olabileceği düşüncesiyle sesimi duyulmayacak seviyelere kadar kıssalar da bana yakın oturanlara hizmetimi sunarım, uzaktakiler de arada sırada meraktan resimlerime bakarlar.
Ösym (yada postacı) kendini aşan bir performans sergileyerek sınava giriş kimlik kartımı iki hafta öncesinden evime ulaştırdı. Kartta okul ismi olarak Balıkesir Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesi, adres olarak da Kasaplar Mah. Okul Sok. yazıyordu. Buraya kadar herşey normal ama adres Bandırma/Balıkesir ile bitiyordu. Hafiften kıllandım ama adresteki çelişkinin sadece tek kelimede (Bandırma) sınırlı kalması yolumu, hayatımın en uzun süresini üzerinde geçirdiğim Balıkesir’e düşürdü. (bkz: üstteki figür)
Eskiden otobüs ortamlarında kafamı döndürdüğü için kitap okuyamazdım ama bünyem alışmış olmalı ki gidiş-dönüş 3 saatlik yolda hiç sorun çekmeden
Sınav yerini – Allah Gugıl Ört’te emeği geçenlerden razı olsun – elimle koymuş gibi buldum. Sınava 20 dakika vardı, okulun bahçesindeki bir pirkete oturdum. Etrafım 25-30 yaş ağırlıklı sınav insanlarıyla kaynıyordu. – Tüm genellemeler yalandır – hepsinin elinde mektup zarfı dahil sınava giriş kimlik kartı, kalem ve 500 ml su. Hiçbir zarf bir ÖSYM mektup zarfı kadar vazgeçilmez olamamıştır heralde. Heralde içindeki belgeleri en iyi koruyan gereç olduğuna inanıldığından yıllarca usanmadan taşınıyor temkinli Türk insanı modeli tarafından. Ben 5. ÖSYM sınavıma giriyorum daha yeni uygulamaya sokabildim zarfı sınav yerine getirmemeyi.