İKEA ve İsveçlilik
Üzerimdeki uyuşukluğu atmak ve haftasonu bitirme projeme abanmaya kendimi hazırlamak için bugünü kendime tatil ettim ve alışveriş gezisine çıktım. Gittiğim yerlerden biri İKEA, gayet farklı bir yer. Ürünlerinin kurulumunu müşterisine bırakmasıyla ve kalite/fiyat oranının yüksek olmasıyla meşhur olmuş, Avrupa çapında şubeleri olan bir yer.
İsveç yapımı bu bakkalın kapısından girer girmez ortalık buram buram İsveç kokuyor. Girişte yer alan, reçel meçel tipi şeyler satılan stand İsveç yerli malı haftasını (varsa oranın öyle bir haftası) andırıyor. Her ürünün fiyat göstergeçinde “flärke, hensvik, karsten, knös ve summera” gibisinden ürünün İsveççe adı, Türkçe açıklaması ve fiyatı yer alıyor. Ey “çocuklarımıza Amerikan kültürü aşılanıyor”, “bu işin önünde Amerika arkasında İsrail var” diyenler, hiçbir şeyden korkmayın İsveç’ten korkun. Açılımı “İsveç Kültürünü Eyropa’ya Aşılama” olan bu kurum amacına ulaşmak üzere!
Şaka şaka, korkmayın. İsveç aslında çok naif bir memleket. Yanı başındaki minnacık Danimarka’nın bile kolonileri varken İsveç kendi alınteriyle, helalinden rızkını kazanıyor. Zaten “Malmö” isminde bir şehire sahip olan bir ülke ne kadar sömürgeci olabilir ki? “Nirelisin? Malmö’lüyüm, içinden.” Zamanında Leh denen bir uygarlık bile cenk etmişken hiç duydunuz mu İsveç’te böyle bir olay? Yok, çünkü adamların meselesi değil bu tip mevzular.
Gayet ilginç ve eğlenceli ürünler var. Gezerken defalarca “keşke kendi evim olsa da donatsam şunlardan” diye düşündüm. Mesela ev eşyalarını geçmişler, komple oda bile satıyorlar. Sırf sarımsak ezmek için, değişik düzeneklere sahip 3 çeşit ürün var, o kadar yani. Canı sıkılan varsa gitmesini, gezmesini tavsiye ederim.
Bir ürün tanıtımı yapıp yazıyı bitireyim: MULA. Yanda resmini gördüğünüz şey bizdeki çıngıraklı tekerleğin tahta olanı. İsveçli çocuklar bununla neşeye gark oluyorlarmış.
Alakalı PS: İKEA’nın gerçek açılımı, kurucusunun köyünün ve mülkünün birleşmiş hali olan “Ingvar Kamprad Elmtaryd Agunnaryd” imiş, bilgilerinize.
Alakasız PS: Şimdiye kadarki sitelerimi toparladım. Tık.
Haziran’da terk ettiğim Facebook’un ayrılık acısına 3 ay dayanabildim. 1 haftadır Facebook ortamlarında fink atıyorum. Görmeyeli birazcık değişmiş ama sadece birazcık. Bu yazının sebebi Facebook’ta beni çıldırtan birkaç şeyden bahsetmek istemem. 10 maddeye tamamlayıp daha cool bir başlık atmak isterdim ama sırf 10 maddeye tamamlamaya kasmak için gereksiz maddeler üretmekten sakındım.
Yabancı filmlerde ve özellikle dizilerde, oyuncu karşısındaki insana [ki bu genellikle tersleştiği biridir] kullanacağı bir sonraki kelimeyi düşünmeden çatır çatır azarlar ya. İşte tam konuşmasının sonlarına doğru öyle iğneleyici bir kelime seçer ki o kelimenin yedikten sonra karşı taraf cevap veremez ve ortamdan bir sıfır yenik ayrılır. İşte “