Call of Duty 5 – World at War
Yılbaşı tatilini (1 ocak) 3 gün önce başladığım COD 5 oynayarak geçirdim. Biraz önce bitirdim, hoşuma gitti ve hakkında biraz kelam edeyim dedim. Oyun Call of Duty serisinin devamı. İkinci Dünya Savaşı’nın iki önemli savaşı olan Rusya-Almanya ve Amerika-Japonya savaşlarını eş zamanlı işliyor. İyi grafikler sayesinde çevre, silahlar, askerler, ortam birebir yansıtılmış ve oyunu oynarken kendinizi 1940′larda hissetmeniz hiç de zor olmuyor.
Oyuna Pasifik adalarına Japonlarla savaşmak için gönderilmiş bir Amerika askeri olarak, yanıbaşımızda asker arkadaşımızın idam edilişine şahit olarak başlıyoruz. Tam bir ekip çalışmasıyla hedefleri bir bir ele geçiriyoruz. Japonlar’da “Banzaaiii” diye bağırarak süngüsünü batırmak için üzerinize koşan askerler tırsıtıyor adamı. İlerleyen misyonlarda tank, gemi, uçak gibi araçlardan da atışlar yapıyoruz.
Japonya’da bir misyon bitiyor, hemen soluğu Rus Kızıl Ordusu’nda “Dimitri” olarak alıyoruz. Bu sefer amaç Rus topraklarına yayılmış Nazi ordusunu püskürtmek ve Berlin’i almak. Seriden farklı olarak alev püskürten bir silah var.
Oyun oldukça zevkli çünkü zaferlerin ismi duyulmamış kahramanlarını oynuyoruz. Kimse Alman parlamentosundaki göndere arka fonda Rus milli marşı, Rus bayrağını kim dikti bilmez, işte o benim. Ha, Rus, Amerikan askerini oynamaktan gurur mu duyuyorum, hayır. Bana Uganda’yı oyna deseler onu oynayacaktım.
Bu oyun alanında (FPS) belki de bir numara ama halen beni tatmin etmemekte. Daha gerçekçi oyunlar istiyorum. Sanki gerçekten cephedeymişim hissine kapılmak istiyorum. O günler çok yakın, çook…
