Seamus Siddeley

aka isidat

Uykusuz’dan Baka Baka

Aralık16

Bilgisayarın olmadığı bir odada birkaç saat geçirmeye çalışmak bunları yapmama yol açtı: Tıkla ve büyüsün.
PS: Resimlerin hangi sayıdan alındığını bilene orjinal kağıdı yolluyorum.

uykusuzOrj

Tufan Spesiyal

Aralık7

Bundan iki sene önce değerli arkadaşım Tufan’dan öğrendiğim ve onun keşfi olan bir yemeği yapılışıyla birlikte anlatacağım. İsmini “Tufan Spesiyal” koydum çünkü kendisi sözkonusu yemekten “spesiyalim” diye bahsederdi. İlerki zamanlarda yayıla yayıla bu yemek bir karnıyarık, bir kuru fasulye gibi çok bilinenler listesine girebilirse, ilk kıvılcımı atmamdan ötürü ne mutlu bana.

Bu yemek diğer yemeklerin birleşiminden meydana gelen bir yemek. O yüzden pişirme istemiyor. Hangi yemekleri nasıl karıştırmak gerektiğini bilmek yeterli. İlk olarak gereken malzemeleri tanıtayım:
1- Tavuk eti: Fırında pişmiş kıvamda olması şiddetle tavsiye edilir, şartlar uygun değilse kızartılmış et de olabilir. Kendisi kanat severdi. (Ama bence bacak daha iyi oluyor)
2- Makarna: 1 tabak makarna gerekiyor ama dolu dolu değil. Makarna bu yemekte altyapıyı oluşturuyor, artık hangisini seviyorsanız ondan olabilir. Çok küçük veya spagetti olmasın da.
3- Yoğurt: Bu da arada tampon görevi görüyor. 5-6 kaşık lazım.
4- Patates: Kızartılmış patates. Sert olmaması tavsiye edilir.
5- Ketçap & Mayonez: Bunlar da son malzemeler, en son olarak yemeğin üstüne dökülmek üzere.
Aşağıda malzemelerin işlenmemiş hallerini görebilirsiniz.

malzemeler

İkinci adım olarak bu malzemelerin karıştırmaya hazır hale getirilmesi var. Hepsi bir tabakta (makarna tabağında) birleşeceği için öncelikle makarna tabağı çok doluysa üstünden biraz yiyelim, azaltalım. Sonra tavukları bir kaşığa 4-5 tane gelebilecek şekilde parçalayalım. Tavuğun kızartılmış olması bu yüzden tavsiye edilmiyor. Parçalaması zor olabiliyor. Patatesleri de kaşığa gelmeleri için (uzun olanlarını) ortadan kesmek suretiyle kısaltalım. Şimdi malzemelerin şöyle bir görüntü çıkarması gerekiyor:

malzemeler2

Artık karışırma işine başlayabiliriz. Önce makarnanın üzerine yoğurdu kaşıkla gezdirelim. Hepsini dökmeden, sadece bir tabaka olmalı. Yoğurdu kattıktan sonra et-patates karışımı homojen olarak tabağa ilave edelim. En üstüne de ketçap mayonez ikilisini dökelim. İsteyenler istedikleri baharatlarını unutmasınlar. Yemek hazır, afiyet olsun. İşte son hali:

son

İKEA ve İsveçlilik

Aralık4

swedenÜzerimdeki uyuşukluğu atmak ve haftasonu bitirme projeme abanmaya kendimi hazırlamak için bugünü kendime tatil ettim ve alışveriş gezisine çıktım. Gittiğim yerlerden biri İKEA, gayet farklı bir yer. Ürünlerinin kurulumunu müşterisine bırakmasıyla ve kalite/fiyat oranının yüksek olmasıyla meşhur olmuş, Avrupa çapında şubeleri olan bir yer.

İsveç yapımı bu bakkalın kapısından girer girmez ortalık buram buram İsveç kokuyor. Girişte yer alan, reçel meçel tipi şeyler satılan stand İsveç yerli malı haftasını (varsa oranın öyle bir haftası) andırıyor. Her ürünün fiyat göstergeçinde “flärke, hensvik, karsten, knös ve summera” gibisinden ürünün İsveççe adı, Türkçe açıklaması ve fiyatı yer alıyor. Ey “çocuklarımıza Amerikan kültürü aşılanıyor”, “bu işin önünde Amerika arkasında İsrail var” diyenler, hiçbir şeyden korkmayın İsveç’ten korkun. Açılımı “İsveç Kültürünü Eyropa’ya Aşılama” olan bu kurum amacına ulaşmak üzere!

Şaka şaka, korkmayın. İsveç aslında çok naif bir memleket. Yanı başındaki minnacık Danimarka’nın bile kolonileri varken İsveç kendi alınteriyle, helalinden rızkını kazanıyor. Zaten “Malmö” isminde bir şehire sahip olan bir ülke ne kadar sömürgeci olabilir ki? “Nirelisin? Malmö’lüyüm, içinden.” Zamanında Leh denen bir uygarlık bile cenk etmişken hiç duydunuz mu İsveç’te böyle bir olay? Yok, çünkü adamların meselesi değil bu tip mevzular.

Gayet ilginç ve eğlenceli ürünler var. Gezerken defalarca “keşke kendi evim olsa da donatsam şunlardan” diye düşündüm. Mesela ev eşyalarını geçmişler, komple oda bile satıyorlar. Sırf sarımsak ezmek için, değişik düzeneklere sahip 3 çeşit ürün var, o kadar yani. Canı sıkılan varsa gitmesini, gezmesini tavsiye ederim.

Bir ürün tanıtımı yapıp yazıyı bitireyim: MULA. Yanda resmini gördüğünüz şey bizdeki çıngıraklı tekerleğin tahta olanı. İsveçli çocuklar bununla neşeye gark oluyorlarmış.

Alakalı PS: İKEA’nın gerçek açılımı, kurucusunun köyünün ve mülkünün birleşmiş hali olan “Ingvar Kamprad Elmtaryd Agunnaryd” imiş, bilgilerinize.

Alakasız PS: Şimdiye kadarki sitelerimi toparladım. Tık.

Domuz Gribi Meğersem Tırtmış

Kasım28

Deli dana, SARS, kuş gribi derken şimdi de domuz gribi çıktı. Dünya basınının ve basınımızın “Domuz gribi öyle fenadır, şöyle öldürür” gibisinden haberleri sayesinde halk arasında gönül rahatlığınca öksüremez, hapşıramaz hale geldik.  Otobüste öksürmekten telefonumun çalmasından daha çok korkuyorum. Caddeler, meydanlar gaz maskesiyle dolaşan insanlarla doldu, otobüslere “Bu araç domuz gribine karşı dezenfekte edilmiştir” kağıtları asıldı, okullar tatil edildi. Bunlar önlemdir, tamam, lafım yok ama, bence bu hastalığa hakettiğinden fazla ilgi gösterildi.

Bu kanıya varmamın tetikleyicileri Galatasaraylı Arda’nın, ailesiyle birlikte Selçuk Erdem’in ve birkaç arkadaşımın domuz gribine yakalanması oldu. Daha doğrusu yakalanması değil, atlatması oldu. Domuz gribi öyle tırt bir hastalıkmış ki tüm dünya kendisinden üç buçuk atarken, örneklem kümemdeki en az 4 kişiye bulaştğı halde onların “ailecek atlattık”, “öksürerek etrafıma yaymaya çalışıyorum” şeklinde esprili ifade kullanmasına izin veriyordu? Atlatma ihtimali %50 gibi büyük bir oran olsaydı bile 4 kişinin hepsinin atlatma ihtimali 0.0625 oluyordu ki bu sayı neredeyse sıfıra eşit.

Biraz Google yaptım ve şu sonuçlara ulaştım: Hani şu bildiğimiz, her sene en az bir kere olduğumuz gripten dünyada yılda 250bin ila 500bin arasında insan ölürken, domuz gribinde bu rakam 8bin civarında. Yani domuz gribi normal gripten kat kat güvenli bir hastalıkmış.

Amacım domuz gribini aşağılamak, diğer hastalıklar arasında onu rencide etmek değil. Değinmek istediğim şey diğer hastalıklara gösterilmeyen ilginin domuz gribine gösterilmesi adaletsizliği. Amacım tüm bu işlerin arkasında ilaç şirketlerinin, gaz maskecilerin, jelcilerin hazırladığı bir komplo teorisinin döndüğünü iddia etmek de değil. Zaten böyle bir şeye de inanmıyorum. Bunun büyütülmesinin yegane sebebi ilk karşılaşma tepkisi ve isminin içinde günlük hayatımıza yabancı olan bir hayvanın isminin geçmesi olsa gerek.

PS: Yazı da tırt olmuş galiba.

Enstantane Paketi 16

Kasım17

1- Eziklik nedir?: Bir kurumun, kendini “Asırlardır X” şeklinde tanımlaması için kuruluşunun 101. yılını beklemesidir [X: Herhangi bir isimleşmiş sıfat]. “Asırlardır Çağdaş” İTÜ’yü tenzih ederim, o nereden baksan 236. yılını devirmiş.
2- İETT camından 30 dakika kadar süren kontrollü araştırmamın sonuçlarını açıklıyorum: Kadın sürücülerin yüzde 90′ı arabayı direksiyonu iki elle kullanırken, erkek sürücülerin yüzde 100′ü maksimum bir elle kullanıyor.
2630_nokia3- Bu aralar çevremde gördüğüm cep telefonlarının çoğu Nokia 2630 (Evet, kendiminkinden başka telefonlar da görüyorum). Bu telefonun bu kadar popüler olmasının nedeni sanırım fakirin i-phone’u olmasından.
4- Sıradaki gözlemim İETT camından. Yanımızdan araba geçiyordu. Arabanın şoförünün okuduğu gazete sayfasının başlığı “Çağdaş Türk Sanatı Berlin’de” ve arabanın plakasındaki servisin ismi “Modern Oto” idi. O kadar ki, arabanın her iki yanına yanıp sönen ledlerle dev harflerle “UYGARLIK!” yazsalar şaşırmayacaktım.
* Evet, bir İETT’deyseniz ve yapacak bir işiniz yoksa yanda geçen arabaların plakasındaki yazıları ve arabadakilerin gazetelerini okumak normal bir eylem sayılabiliyor.
5- Gebze dolmuşunda yolculuk esnasında yanımın yanındaki dertli adamın, yanımdaki adama çektirdikleri, “komşu yolcu” statüsündeki beni oldukça hüzünlendirdi. Dert şu: Adam işsizmiş, iş görüşmesine gittiği yer 800 lira maaş teklif etmiş ve yol + yemek senden demiş. İki yolcu arasında başta hiçbir ilişki ve tanıdıklık yokken, dertli adam bir patladı, başladı potansiyel işverenine vermeye veriştirmeye. En azından ben inene kadar derdinden yakınmaya devam etti. Komşum, “öyle ya”, “haklısın abi”, “tabi” gibi onaylayıcı sözleri bulduğu boşluklarda salarak, dertli ve kısmen uzak komşumu yatıştırmaya çalıştı. İnşallah dertliler dertlerine derman bulur.
6- “Her işi yolunda giden adamın ve aylak adamın muhabbeti çekilmez”, Fırat Budacı. “Her işi berbat giden ve çok yakınan adamın muhabbeti de çekilmez”, ben. Ama her işi berbat gitmesine rağmen derdini dışarıya yansıtmamaya çalışan adam candır, ciğerdir.
ismail_yk7- Ekmeğini internetten çıkarma konusunda en mahir şarkıcı kim diye soran olursa İsmail YK derim. 3 sene önce bombabomba.com’du. Şimdi de Facebook şarkısıyla piyasayı sallamaya devam ediyor. “Bir internet kafeye gittim” sözüyle başlayan Facebook şarkısını dinlemeyen kalmasın (buraya tık), yada kalsın ya, kalması daha hayırlı olur galiba.
8- “Önemli olan yarışmaktı”. Bu lafa katılmıyorum. Yarışmalara katılıp kaybedenler senelerdir söyleye söyleye eskitemedi şu klişeyi. Bence hepsi önemli olanın kazanmak olduğunun farkında ama kaybetmeyi sindiremediklerinden böyle konuşuyorlar.
9- Eskiden “Geleceğe Dönüş” çizgi filminde limondan nasıl elektrik üretilebileceğini gösterdiklerinde bilimsel çağımı atlamıştım. Yakın geçmişte sevgili kardeşim Esidat diş gücüyle elektrik üretilebileceğini anlattığında çağ atlamama vesile olan limon meselesi solda sıfır kalmıştı. Evet, dişten de elektrik üretilebiliyor, gizli formülü veriyorum: Otobüstesiniz ve mp3 çalarınızın pili mi bitti? Artık sorun değil. Pilini çıkarın ve dişlemeye başlayın. Ne kadar dişlerseniz o kadar çok elektrik yüklenir içine. Pili geri taktığınızda en az bir saat daha şarkı dinleyebilmenin tadını çıkaracaksınız. Not: Dişleme prosesini insanlara çaktırmadan sürdürmeniz tavsiye edilir, yoksa “Ne yapıyor bu adam, deli midir nedir?” bakışlarına maruz kalabilirisiniz.
10- Günümüzün popüler dizisi Ezel’i bir araştırayım dedim, güzelse izlerim babından. Araştırma sonuçlarım şunlar: Bir adam var, ölmediği halde öldü biliniyor, eski mahallesinde [ailesinin yanında] filan değişik suratla dolaşıyor ve önce kumarhaneden başlayıp mafyada yükselmeye çalışıyor. E bu bildiğin Kurtlar Vadisi. Acaba bu senaryoyu çok mu aramışlar?
PS: İşbu paket tersten yazdığım (10. maddeden başlayıp 1′e doğru gittiğim) ilk enstantane paketidir.

« Eski Yazılar

Sosyalizm & isidat

Web Sitelerim
Official Logo
Translate
Takipteyim
Sertalp Bilal Mühendis-i Geyik E-Miray bilinçsiz 00100100 Umut Sarıkaya BLOGobik Fikir Bulutu İbrahim Nergiz Esidat Saçsız Kral ŞMVD Malın Gözü
-->

BenimFontum